DERSİM VE ALEVİLİK
Dersim tarihi objektif şekilde incelendiğinde, dünyanın diğer ticaret ve siyasi merkezleri kadar, büyük siyasi geçmişe sahiptir. Bunu var edense, Cumhuriyetle birlikte Tunceli adının verildiği Dersim’in merkez bölgesi, adeta her türlü saldırıya karşı doğal bir kale şeklinde olmasıdır. Onun için Kürtçe ya da Zazaca Dersim ismi, Gümüş Kapı anlamındadır. Bu coğrafyada yaşamış birden çok halk toplulukları, genelde kendilerini Dersim’de güvenceye almışlardır. Mezopotamya tarihinde görülecektir ki, Dersim başta olmak üzere Diyarbakır, Van gibi iller hâlâ siyasi özgünlüklerini koruyorlar.
Dersim’de ilk insan yaşamı m.ö. 5500 tarihine kadar gitmektedir. Bu tarihten itibaren burada yaşamış insanların kültürel yapılarını ele aldığımızda, dünyanın her coğrafyasında olduğu gibi burada da insan toplulukları Paleolitik, Mezolitik, Neolitik çağlarda sahip oldukları paganist inançsal yapılardan ibaretti. Daha sonra kral tanrıcı inançlarla harmanlanarak yaşamışlardır. Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu’suna hâkim olmak isteyen güçler, Dersim ve çevresine saldırılar düzenleyerek, Dersim halklarını hegemonya altına alırlarken, bölgenin ekonomik ve askeri olanaklarından faydalanmışlardır.
Mevcut kaynaklardan yola çıktığımızda, ilk çağlardan itibaren coğrafi olarak Dersim’e bağlı şehirler Erzincan, Bingöl, Muş, Elâzığ ve Malatya illeri olarak, Doğu ve Batı Dersim şeklinde ifade edilir. Buralara m.ö. 2200’lerde Hurriler, 1375’lerde Hititler, 1200’lerde Urartular, 700’lerden itibaren Med, Pers, Sasani İmparatorluğu yönetiminde binlerce yıl kalmıştır. Makedonlarda, Dersim’e kadar gelmiş olsa da Kral İskender’in erken ölmesi, işgal ettiği bölgelerde kalıcı bir etkisi görülmemektedir. Dikkat edilirse m.s. 900’lere kadar özellikle Dersim Bölgesinde tek tanrılı inançların esamesi okunmuyor. Bu yüzden Dersim’e binlerce yıl değişik imparatorluk ve halklar gelip geçmesine rağmen, Dersim’in temel kültürel ve inanç yapısı paganizm temelli doğa varlıklarına ve doğaya dayanmaktadır. Kültürel bu yapıya m.ö. 700’den itibaren Med, Pers ve Sasanilerin Zerdüşt-Mazdek inancı yerleşip, 1000 yıldan daha fazla kesintisiz olarak yaşatılmıştır. Dersim halkı Aryani Hurri, Med, Pers ve Sasanilerin Farça ve Kürtçe’nin diyalektiği olan, Zazaca ve Kurmanci ile konuşmuşlardır. Farsça ve Kürtçe Hint Avrupa Dil Ailesine aittir.
Cumhuriyete kadar Dersim Bölgesi’nde kesinlikle tek bir etnik halktan bahsedilemez. Çünkü Dersim genelde diğer imparatorlukların baskılarından kaçan halkların sığınağı olmuştur. İkinci etken Dersim’de eskiden beri Ermeni, Rum vb. birden çok farklı etnik yapıların yaşadığı ana yurttur. Daha sonra Osmanlı ve Cumhuriyetin asimilasyon planları sonucunda, Devşirme Müslüman Türk ve Balkan kökenlilerde yerleştirildi. Bu halkların hepsi, Dersim’in temel kültürü inancı olan Alevilikle asimile edildiler ve Alevi olmaktan son derece gurur duyarlar.
Dersim ve çevresinde Alevilik, Osmanlı’nın 1370’lerden itibaren Aleviler üzerinde başlatmış olduğu katliam ve asimilasyonlara kadar, fazla bir engelle karşılaşmadan yaşatıldı. Aynı zamanda Safevi ve Osmanlı İmparatorlukları arasındaki hegemonya yarışı, Dersim ve Anadolu Alevileri üzerinde baskıyı daha da artırmıştır. Aleviler kendilerine en yakın müttefik güç olarak, İran Safevi Devleti’nden yardım istediler. İşte tam bu aşamadan itibaren Aleviler, Şii Ehli Beyt İslam ile tanışmaya başladı.
Mezopotamya’nın yerli halkı Kürtlere kimlik, düşünce, karakter kazandıran kültürel dilleri şu şekildedir.
- Kurmanci (Kırdasi, Behdini, Şıkakî)
- Sorani (Aşağı Kurmanci, Orta Kurmanci/Kurdi, Babani)
- Kırmancki (Kırdıki, Dımılkî, Zazaki)
- Gorani (Hewremanî)
- Lorani (İran Kürtlerinin konuştuğu lehçedir)
Dersimliler; Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti ve İranlıların tüm baskı, katliam, asimilasyonlarına rağmen, daha çok Aleviliklerini öne çıkararak Dersim kültürünü korumaya çalıştılar. Ancak bunda çokta başarılı oldukları ifade edilemez. Çünkü Dersimliler, Osmanlı’nın baskı ve katliamlarından kaynaklı 1400, 1516 ve 1639 Kasrı Şirin Antlaşmasına kadar, İran Şah’ından destek istediler. Şah ise Şiiliği kabul etmeleri karşılığında bu desteği verirken, böylece Alevilerin çoğunluğu Aleviliğin Şii Ehli Beyt düşüncesinden geldiğine inandılar. Bu anlayış Dersim Alevilerinde büyük bir inançsal kafa karışıklığı yaratığından, Dersimliler kendi aralarında henüz doğru bir birliktelik oluşturamadılar. Mevcut kafa karışıklığı diğer Aleviler arasında da devam etmektedir. Dersim ve Alevilik üzerine ciltlerce kitap yazılacak bir konu, ancak ilk makalem olması nedeniyle, okuyucuları sıkmamak için elden geldiğince özetleyerek yazmayı tercih ettim. Sorular ve yorumlar bizleri daha derin düşündürmeye, araştırmaya ve yazmaya sevk edecektir.
Kaynaklar:
Tunceli (Dersim) bölgesinde insan yerleşiminin tarihi, M.Ö. 5500-3500 yıllarını kapsayan Kalkolitik Çağ (Bakır Taş Devri) ‚e kadar uzanmaktadır. Bu tarihleme, bölgede yapılan arkeolojik kazılarla elde edilen somut bulgulara dayanmaktadır:
🏺 Kanıt: Pulur (Sakyol) Höyüğü Kazıları
Tunceli’nin güneyindeki Çemişgezek ilçesinde yer alan Pulur (Sakyol) Höyüğü’nde 1968-1970 yılları arasında yapılan kazılar, bölgenin en eski yerleşim izlerini gün yüzüne çıkarmıştır. Bu kazılarda Kalkolitik Çağ’a ait olduğu belirlenen şu buluntular keşfedilmiştir:
Kale görünümlü ev kalıntıları, Ocaklar, dibekler ve çeşitli öğütme araçları, Hayvan figürleri, Tunçtan yapılmış iğne ve kazma gibi madeni eşyalar
📜 Yazılı Tarihin Başlangıcı ve Sonraki Dönemler
Bölgenin yazılı tarihi ise M.Ö. 2200’lerde başlamaktadır. Tunceli ve çevresi, antik çağlarda „İşuva“ adıyla biliniyordu. Sırasıyla şu medeniyetler bölgeye egemen olmuştur:
M.Ö. 2200’ler: Hurriler
M.Ö. 1375-1335: Hititler
M.Ö. 1200’ler: Urartular
M.Ö. 700’ler ve sonrası: Medler, Persler, Makedonyalılar (Büyük İskender ile birlikte)
Özetle, Tunceli’nin tarihi, M.Ö. 5500 yıllarına kadar uzanan Kalkolitik Çağ yerleşimleri ile başlar. Bölge, daha sonra Hurri, Hitit, Urartu gibi önemli Anadolu uygarlıklarının egemenliğinde uzun bir geçmişe ev sahipliği yapmıştır.
Ethem Xemgin- Aleviliğin Kökenindeki Mazda İnancı ve Zerdüşt Öğretisi. Berfin Yay.
Mehmet Bayrak- Alevilik ve Kürtler. Özge Yay.
Alaaddin Şenel- İlkel Toplumdan Uygar Topluma. Birey Toplum Yay.
Friedrich Nietsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt. İskele Yayınları
Faik Bulut- Alisiz Alevilik. Doruk Yay.
Faik Bulut – İslam Komünleri. //
Faik Bulut- Ebu Müslim Horasani. Su Yay.
Musa Şanak- Mezopotamya’da Dinlerin Doğuşu. Aram Yay.
Ethem Xemgin- Alevilik ve İslam. Doz Yay.
Ethem Xemgin- Aleviliğin Kökenindeki Mazda İnancı ve Zerdüşst Öğretisi. Berfin Yay.
Cemal Zöngür – Türkleri Yeniden Tanımak. Ozan Yayıncılık.
Cemal Zöngür – Din ve Felsefe Açısından Kızılbaşlık. Ozan Yayıncılık.
Cemal Zöngür- Uygarlıkların Öteki Yüzü. Name Yayınları
-
Cemal Zongür – Biografi
Cemal Zongür – Araştırmacı Yazar Yazar Cemal Zöngür 1963 yılında Erzurum İli, Şenkaya İlçesi Yoğurtçular Köyü’nde doğdu. İlkokulu kendi köyünde, ortaokulu Ardahan’ın Göle ilçesi Köprülü Kasabası’nda, liseyi Göle ilçesinde okurken, son sınıfı 12 Eylül 1980 Askeri darbe dönemine denk gelir. Cuntanın eline düşmemek için okulu terk etmek zorunda kalır. Daha sonra liseyi bitirerek, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi’nden…

