Burhan Arslan

Alevi İnanç Araştırmacısı

Küllerden Doğan Işık: TİJE

Bazı tarihler yalnızca takvimdeki bir günü göstermez; bir halkın hafızasına kazınmış acıyı, direnci ve hakikat arayışını da taşır. 2 Temmuz, işte böyle bir gündür. Sivas’ta yakılmak istenen yalnızca otuz üç can değildi; düşünceydi, sanattı, inançtı, birlikte yaşama umuduydu. Ateşe verilmek istenen, insanlığın ortak vicdanıydı.

Otuz üç can, otuz üç yıldır bu topraklarda, toplumun kanayan yüreğinde bir yara olarak yaşıyor.

Bu otuz üç yıl boyunca Alevi kurumları, federasyonları, konfederasyonları ve demokratik kitle örgütleri yalnızca adalet mücadelesi vermedi; aynı zamanda unutturmamayı, hatırlatmayı ve hakikati geleceğe taşımayı da bir görev bildi. Çünkü biliriz ki, unutulan acılar yalnızca geçmişe değil, geleceğe de ihanet eder.

İşte TİJE, tam da bu tarihsel sorumluluğun içinden doğuyor.

Kırmancki dilinde „ışık“ anlamına gelen TİJE, yalnızca bir derginin adı değildir. O, karanlığa karşı yakılan bir çerağın adıdır; hakikati görünür kılan bir ışığın, sözü geleceğe taşıyan kalemin ve belleği diri tutan vicdanın adıdır.

Yüzyıllar boyunca Alevi öğretisi sözle yaşadı; pirlerin nefesinde, anaların duasında, ozanların deyişinde ve cemlerin lokmasında yol yürüdü. Ancak zaman bize bir gerçeği de öğretti: Söz gönüllerde yaşar, yazı ise çağları aşar. Bir toplumun belleği ancak yazıyla kök salar, kültürü ise ancak kayıt altına alındığında geleceğe güvenle ulaşır.

Bu nedenle TİJE, yalnızca dijital bir dergi değildir. O, geçmiş ile gelecek arasında kurulan bir köprüdür; inancın, kültürün, sanatın, edebiyatın, felsefenin ve toplumsal hafızanın ortak buluşma alanıdır. Her sayfası yeni bir çerağ, her satırı yeni bir iz, her sözü yeni bir umut olma iddiasındadır.

Biz inanıyoruz ki kalem de bir direniştir, düşünmek de bir ibadettir; yazmak ise hakikate karşı duyulan sorumluluğun en güçlü ifadesidir.

Bu nedenle ilk sayımızı, insanlık vicdanında silinmez bir yara olarak yaşayan 2 Temmuz Sivas Şehitlerinin anısına adıyoruz. Onların anısı önünde saygıyla eğilirken, karanlığın karşısına yalnızca yasla değil; bilgiyle, sanatla, kültürle ve üretimle çıkmayı da bir söz, bir ikrar olarak görüyoruz.

Çünkü ateş kitapları yakabilir, fakat hakikatin ışığını söndüremez. Çünkü çerağ bir kez uyandığında, karanlık artık eskisi kadar güçlü değildir. Ve çünkü biliyoruz ki:

Işık daima yolunu bulur.

TİJE, o ışığın adıdır.


Ähnliche Beiträge