Kemal Sunal 2

Kemal Sunal yalnızca güldüren bir oyuncu değildi. Onun sinemasında işçi, köylü, kapıcı, memur, çöpçü ve işsiz konuştu; mizahın arkasından Türkiye’nin eşitsizlikleri, adaletsizlikleri ve gündelik hayatın gerçekleri göründü.

Kemal Sunal: Halkın Gülüşünde Saklı Toplumsal Gerçeklik

Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Kemal Sunal, milyonlarca insan için yalnızca bir sinema oyuncusu değildir. Onun canlandırdığı karakterler, Türkiye’nin farklı dönemlerinde yaşayan sıradan insanların hayatlarına, umutlarına, çaresizliklerine ve adalet arayışlarına dokundu.

11 Kasım 1944’te İstanbul Küçükpazar’da dünyaya gelen Ali Kemal Sunal, tiyatrodan sinemaya uzanan sanat yaşamında 82 filmde rol aldı. 3 Temmuz 2000’de, Balalayka filminin çekimleri için Trabzon’a gitmek üzere bindiği uçakta kalkış öncesinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Anadolu Ajansı

Aradan geçen yıllara rağmen filmlerinin hâlâ izlenmesi, Kemal Sunal’ın toplumsal karşılığının yalnızca nostaljiyle açıklanamayacağını gösteriyor.

Çünkü onun filmlerinde anlatılan birçok mesele hâlâ tanıdık:

Geçim sıkıntısı, işsizlik, yoksulluk, sınıfsal eşitsizlik, bürokrasi, fırsatçılık, siyasi yozlaşma, köyden kente göç ve sıradan insanın güçlüler karşısındaki mücadelesi.

Halkın İçinden Gelen Bir Sanatçı

Kemal Sunal’ın çocukluk ve gençlik yılları varlıklı bir çevrede geçmedi.

Kendisi, ailesinin ekonomik durumunun iyi olmadığını ve okul masraflarına katkıda bulunabilmek için yaz tatillerinde çalıştığını anlatmıştı. Sinema ve tiyatro dünyasına girmeden önce farklı işlerde çalışması, onun emekçi insanların yaşamına yabancı olmayan bir çevreden geldiğini gösteriyordu. Anadolu Ajansı

Vefa Lisesi yıllarında tiyatroyla ilgilenmeye başladı. Daha sonra profesyonel tiyatroya geçti. Devekuşu Kabare’de oynarken Ertem Eğilmez’in dikkatini çekmesi ise sinemaya geçişinin önemli dönüm noktalarından biri oldu. Anadolu Ajansı

Ardından Türk sinemasının en tanınmış karakterlerinden biri doğdu:

Şaban.

Ancak Şaban yalnızca komik bir karakter olarak kalmayacaktı.

Şaban Neden Halkın Karakterine Dönüştü?

Kemal Sunal’ın canlandırdığı karakterlerin önemli bölümü toplumun ayrıcalıklı kesimlerinden gelmez.

Kapıcıdır.

Çöpçüdür.

Bekçidir.

Memurdur.

Köylüdür.

İşsizdir.

Geçimini sağlamaya çalışan sıradan bir insandır.

İlk bakışta saf, beceriksiz veya güçsüz görülebilir. Fakat hikâye ilerledikçe güç ilişkilerini tersine çevirmeye başlar.

Kendisine yukarıdan bakanları şaşırtır.

Otoriteyi sorgular.

Haksızlık karşısında bazen bilinçli, bazen tamamen doğal bir biçimde direnmeye başlar.

Bu nedenle Şaban karakterinin toplumsal karşılığı yalnızca insanları güldürmesinden kaynaklanmadı.

Şaban, güçlü olmayan insanın güçlüler karşısındaki mizahi itirazına dönüştü.

Gülerken Türkiye’yi Görmek

Kemal Sunal sinemasının önemli özelliklerinden biri, mizahın arkasında güçlü bir toplumsal gözlem bulunmasıdır.

Akademik çalışmalar da özellikle 1970’lerin sonlarından itibaren Çöpçüler Kralı, Kibar Feyzo, Devlet Kuşu ve Zübük gibi filmlerde toplumsal eleştirinin belirgin biçimde güçlendiğine dikkat çekmektedir. Dergipark

Bu filmlerde güldüğümüz karakterlerin arkasında başka bir Türkiye görünür.

Yoksulluk vardır.

Ağa-köylü ilişkisi vardır.

Rüşvet vardır.

Bürokrasi vardır.

İşsizlik vardır.

Sınıfsal farklılıklar vardır.

Siyasi çıkarcılık vardır.

Ve bütün bunların ortasında yaşamaya çalışan sıradan insan vardır.

Kemal Sunal’ın güldürüsü tam da burada farklılaşır:

İnsan bazen karaktere gülerken aslında içinde yaşadığı düzene gülmektedir.

Kibar Feyzo: Ağalık Düzenine Mizahla İtiraz

Kibar Feyzo, Kemal Sunal sinemasındaki toplumsal eleştirinin en açık örneklerinden biridir.

Filmde köy yaşamı üzerinden ağalık düzeni, ekonomik sömürü, başlık parası ve toplumsal güç ilişkileri mizahla ele alınır.

Feyzo’nun hikâyesi kişisel bir aşk hikâyesi olarak başlasa da giderek mevcut düzene yönelik bir sorgulamaya dönüşür.

Bireyin yaşadığı haksızlığın yalnızca kendi sorunu olmadığını fark etmesi, filmin toplumsal boyutunu güçlendirir.

Bu nedenle Kibar Feyzo, yıllar geçmesine rağmen yalnızca bir komedi filmi olarak değil, Türkiye’nin kırsal toplumsal yapısına yönelik güçlü bir hiciv olarak da hatırlanmaktadır.

Çöpçüler Kralı ve Kentin Görünmeyen İnsanları

Çöpçüler Kralı ise hikâyeyi kente taşır.

Kemal Sunal bu kez belediyede çalışan bir çöpçüdür.

Toplumun çoğu zaman fark etmediği bir emekçiyi hikâyenin merkezine yerleştirir.

Mahalle yaşamı, belediye düzeni, bürokrasi, ekonomik farklılıklar ve küçük iktidar ilişkileri mizahın içerisinde görünür hâle gelir.

Sunal’ın sinemasının toplumsal gücü burada yeniden ortaya çıkar:

Başka filmlerde arka planda kalabilecek insanları hikâyenin merkezine taşır.

Zübük: Siyaset ve Çıkar Düzeninin Hicvi

Kemal Sunal’ın toplumsal eleştirisinin farklı bir boyutu Zübük filminde görülür.

Aziz Nesin’in eserinden uyarlanan film, siyaset dünyasındaki çıkar ilişkilerini, fırsatçılığı ve halkın umutlarının kişisel çıkarlar için kullanılmasını hicveder.

Kemal Sunal burada alışılmış saf Şaban karakterinden farklı bir kişiliği canlandırır.

Bu kez seyircinin karşısında sistem tarafından ezilen insan değil, sistemin açıklarını kendi çıkarı için kullanan bir karakter vardır.

Bu değişiklik Kemal Sunal’ın oyunculuğunun da yalnızca “Şaban” kimliğine indirgenemeyeceğini gösterir.

Davaro: Töre ve Geleneksel Güç İlişkileri

Davaro filminde ise töre, kan davası ve geleneksel toplumdaki güç ilişkileri ele alınır.

Film üzerine yapılan akademik bir çalışma, yapımın kırsal toplumdaki iktidar ilişkilerini ve geleneksel düzenin kendisini nasıl yeniden ürettiğini göstermesi bakımından toplumsal gerçekçilik açısından önemli bir örnek olduğunu belirtmektedir. Dergipark

Burada mizah, yalnızca seyirciyi eğlendiren bir araç değildir.

Toplumun sorgulamadan kabul ettiği davranışları görünür hâle getirmenin aracıdır.

1980’lerin Ekonomisini Şaban Üzerinden Okumak

Kemal Sunal filmlerinin toplumsal niteliği 1980’lerde de devam etti.

Katma Değer Şaban ve Orta Direk Şaban gibi filmler doğrudan dönemin ekonomik koşullarına göndermeler taşıdı.

Bu filmleri inceleyen akademik araştırmalarda, 1980’lerin ekonomik dönüşümünün vatandaş üzerindeki etkilerinin Kemal Sunal’ın filmlerinde açık biçimde eleştirildiği belirtilmektedir. Dergipark

Enflasyon, geçim sıkıntısı, tüketim, orta sınıfın ekonomik baskı altında kalması ve değişen ekonomik düzen mizah aracılığıyla seyirciye aktarılıyordu.

Bu açıdan Kemal Sunal filmleri aynı zamanda çekildikleri dönemin toplumsal belgeleri gibi okunabilir.

Mizah Bir Mücadele Biçimi Olabilir mi?

Kemal Sunal’ın toplumsal duruşunu değerlendirirken onu klasik anlamda siyasi bir aktivist gibi tanımlamak yanıltıcı olur.

Onun en güçlü toplumsal müdahalesi oynadığı filmlerin içerisinde ortaya çıktı.

Bağırmadan eleştirdi.

Uzun siyasi konuşmalar yapmadan sınıfsal farklılıkları gösterdi.

İnsanları karamsarlığa sürüklemeden adaletsizlikleri görünür hâle getirdi.

Mizahı güçlülerin değil, çoğu zaman sıradan insanların tarafından kurdu.

Bu nedenle Kemal Sunal’ın mücadelesini anlamak için yalnızca röportajlarına değil, oynadığı karakterlere de bakmak gerekir.

Kendi Sinemasını Akademik Olarak İnceledi

Kemal Sunal’ın yaşamındaki dikkat çekici ayrıntılardan biri de eğitimine yıllar sonra geri dönmesidir.

Yarım bıraktığı üniversite eğitimini Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinde tamamladı ve ardından yüksek lisans yaptı. 1998 tarihli yüksek lisans çalışmasının adı “TV ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü” idi. Marmara Üniversitesi’nin açık akademik arşivinde çalışma kayıtlıdır. Marmara Open Access

Bu durum Kemal Sunal’ı yalnızca kendi filmlerinde oynayan bir sanatçı olmaktan farklı bir noktaya taşır.

Yıllarca milyonları güldüren sanatçı, sonunda kendi güldürü anlayışını akademik bir araştırmanın konusu hâline getirmiştir.

Ödüllerden Daha Büyük Bir Karşılık

Kemal Sunal sanat yaşamı boyunca önemli ödüller aldı.

1977’de Kapıcılar Kralı ile Antalya Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu, 1989’da Düttürü Dünya ile Ankara Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülüne değer görüldü. 1998’de ise Antalya Film Festivali’nde Yaşam Boyu Onur Ödülü aldı. Anadolu Ajansı

Fakat onun asıl toplumsal karşılığını ödüllerin ötesinde aramak gerekir.

Kemal Sunal’ın filmleri bugün hâlâ televizyonlarda yayınlanıyor ve farklı kuşaklar tarafından izleniyor.

Dedelerin ve ninelerin güldüğü sahnelere bugün torunların da gülebilmesi, Türkiye sinemasında az sayıda sanatçının ulaşabildiği bir toplumsal sürekliliği ifade ediyor.

3 Temmuz 2000: Yarım Kalan Yolculuk

Kemal Sunal, 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka filminin çekimleri için Trabzon’a gitmek üzere İstanbul’dan uçağa bindi.

Uçak kalkmadan önce geçirdiği kalp krizi sonucu 55 yaşında yaşamını yitirdi. Ardından İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Anadolu Ajansı

Türkiye sineması o gün yalnızca büyük bir komedi oyuncusunu kaybetmedi.

Milyonlarca insan çocukluğunun, gençliğinin ve ailece izlediği filmlerin tanıdık yüzlerinden birini kaybetti.

Kemal Sunal Neden Hâlâ Yaşıyor?

Kemal Sunal’ın ölümünün üzerinden çeyrek asrı aşkın zaman geçti.

Fakat Şaban hâlâ sokaktadır.

Kapıcı Seyit hâlâ apartmanın kapısındadır.

Feyzo hâlâ ağaya itiraz etmektedir.

İbrahim Zübükzade hâlâ siyasi çıkarcılığın aynasıdır.

Çöpçü Apti hâlâ kentin görünmeyen emekçilerinden biridir.

Bu karakterlerin eskimemesinin önemli nedenlerinden biri, temsil ettikleri toplumsal meselelerin tamamen ortadan kalkmamış olmasıdır.

Yoksulluk devam ettiği sürece Kapıcılar Kralı başka türlü okunur.

Siyasi çıkarcılık tartışıldığı sürece Zübük yeniden hatırlanır.

Eşitsizlik ve güç ilişkileri sürdüğü sürece Kibar Feyzo yalnızca eski bir komedi filmi olarak kalmaz.

Kemal Sunal’ın sineması bu nedenle gülüşün içerisindeki toplumsal hafızadır.

Kemal Sunal 1

DDP72’den Kemal Sunal’a Anma ve Saygıyla

Dijital Dergi Platformu (DDP72) olarak Kemal Sunal’ı, halkın yaşamından beslenen sanatı ve kuşakları buluşturan eşsiz gülüşüyle saygıyla anıyoruz.

O, beyazperdede yalnızca insanları güldürmedi.

Emekçinin, köylünün, kapıcının, memurun, işsizin ve yaşamın kıyısında bırakılan insanların hikâyelerini milyonların karşısına taşıdı.

Gülüşünün ardında yoksulluğu, eşitsizliği, bürokrasiyi, çıkarcılığı ve adaletsizliği gösterdi.

Bunu yaparken insanı aşağılamadı; halkın içinden çıkan karakterlerini çoğu zaman hikâyenin gerçek sahibi hâline getirdi.

Belki de bu nedenle aradan geçen onca yıla rağmen filmleri eskimedi.

Kemal Sunal’ın bize bıraktığı en değerli miraslardan biri, gülerken düşünmenin ve mizah aracılığıyla haksızlıkları görünür kılmanın mümkün olduğunu göstermesidir.

Çocukluğumuzun gülüşünde, sinemamızın hafızasında ve halkın gönlünde yaşamaya devam ediyor.

Kemal Sunal’ı sevgi, özlem ve saygıyla anıyoruz.
Hakk’a yürüyen Kemal Sunal’ın devri daim, mekânı ışık olsun.

Dijital Dergi Platformu – DDP72
Sanata, emeğe, toplumsal hafızaya ve hakikate saygıyla…

Àşk ile 🙏,