8 Mart 2

8 Mart yalnızca kadınların hatırlandığı bir gün değil; eşitlik, özgürlük, emek ve yaşam hakkı için kuşaklar boyunca sürdürülen mücadelenin ortak hafızasıdır.

8 Mart: Kadınların Eşitlik, Özgürlük ve Dayanışma Günü

Her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, dünyanın dört bir yanında kadınların hak, eşitlik, özgürlük ve onurlu yaşam mücadelesinin simgesi olarak anılıyor. 8 Mart’ın tarihsel kökleri, 19. yüzyılın sonlarından itibaren kadın işçilerin daha insanca çalışma koşulları, eşit ücret, örgütlenme ve siyasal haklar için yürüttükleri mücadelelere uzanır.

Bugün 8 Mart, geçmişte verilen mücadeleleri hatırlamanın ötesinde, kadınların hâlâ karşı karşıya kaldığı eşitsizlikleri görünür kılan ve “eşit bir yaşam nasıl mümkün olabilir?” sorusunu toplumun önüne koyan evrensel bir gündür.

Kadınların Mücadelesi Hayatın Her Alanında

Kadınların emeği hayatın her yerindedir.

Fabrikada, tarlada, okulda, hastanede, büroda, bilimde, sanatta, siyasette ve ev içinde kadınlar yaşamı üretmeye devam ediyor. Buna rağmen kadın emeğinin görünmez kılınması, ücret eşitsizliği, güvencesiz çalışma, eğitim ve karar mekanizmalarına erişimde karşılaşılan engeller dünyanın birçok yerinde varlığını sürdürüyor.

Bu nedenle kadınların eşitlik mücadelesi yalnızca kadınların meselesi değildir.

Eşit olmayan bir toplum özgür olamaz.

Kadınların özgürleşmesi, toplumun tamamının demokratikleşmesi ve özgürleşmesiyle doğrudan bağlantılıdır.

Şiddete Karşı Yaşamı Savunmak

8 Mart’ın en temel çağrılarından biri de kadına yönelik şiddetin sona ermesidir.

Kadınların yaşamlarının, bedenlerinin ve geleceklerinin üzerinde özgürce söz sahibi olabilmesi temel bir insan hakkıdır. Hiçbir kadın ailede, sokakta, işyerinde veya toplumun herhangi bir alanında şiddete, baskıya ve ayrımcılığa maruz bırakılmamalıdır.

Bir kadının yaşam hakkını savunmak yalnızca o kadını değil, insanlık onurunu savunmaktır.

Bu nedenle şiddete karşı sessiz kalmamak, dayanışmayı büyütmek ve kadınların kendilerini güvende hissedebilecekleri toplumsal koşulları oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Alevi-Kızılbaş Yolunda Kadın

Alevi-Kızılbaş düşüncesinde can kavramı önemli bir yere sahiptir. Cem meydanında kadın ve erkek, Yol’un karşısında can olarak bulunur.

Kadınların cem ve erkân içerisinde yer alması, deyişlerde, kültürde ve toplumsal yaşamda söz sahibi olması Alevi toplumunun tarihsel hafızasının önemli parçalarındandır.

Ancak bu değerleri yalnızca geçmişten gelen güzel sözler olarak tekrarlamak yeterli değildir.

Alevi toplumunun da kendi içinde kadınların yaşadığı eşitsizlikleri sorgulaması; kurumlarda, yönetimlerde, inanç hizmetlerinde ve toplumsal yaşamda kadının eşit söz ve karar hakkını güçlendirmesi gerekir.

Çünkü Yol’un değerleri ancak günlük yaşamda karşılık bulduğunda anlam kazanır.

Farklı Kadınlar, Ortak Mücadele

Kadınların yaşamları ve deneyimleri birbirinin aynısı değildir.

İşçi kadınların, göçmen kadınların, gençlerin, annelerin, yalnız yaşayanların, farklı kültürlerden ve inançlardan gelen kadınların karşılaştığı sorunlar farklılaşabilir.

Ama bu farklılıkların içerisinde ortak bir talep vardır:

Eşit, özgür ve onurlu bir yaşam.

İşte 8 Mart’ın gücü de buradadır.

Farklılıkları yok etmeden, kadınların kendi renkleri ve sözleriyle cancana gelerek ortak haklar için dayanışabilmesidir.

8 Mart 1

Kadınlar Yalnızca Mücadelenin Değil, Yaşamın da Öznesidir

Kadınları yalnızca acıların ve mağduriyetlerin üzerinden anlatmak eksik kalır.

Kadınlar aynı zamanda üreten, düşünen, yazan, yöneten, seven, direnen, değiştiren ve geleceği kuran toplumsal öznelerdir.

Bir annenin emeğinde, bir genç kadının hayalinde, bir işçinin alın terinde, bir sanatçının eserinde, bir bilim insanının araştırmasında ve hakları için meydanlara çıkan kadınların sesinde aynı güçlü irade vardır:

Kendi yaşamının öznesi olmak.

Bu nedenle 8 Mart yalnızca geçmişte kazanılmış hakların anıldığı bir gün değil, geleceğin nasıl kurulacağına dair güçlü bir çağrıdır.

Daha Eşit Bir Dünya Mümkün

DDP72 – Dijital Dergi Platformu olarak kadınların şiddete uğramadığı, emeğinin heder edilmediği, kimliği ve düşüncesi nedeniyle ayrımcılığa maruz bırakılmadığı; toplumsal yaşamın her alanında eşit söz ve karar hakkına sahip olduğu bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz.

Kadınların özgürlüğünü toplumun özgürlüğünden, kadınların mücadelesini demokrasi ve toplumsal adalet mücadelesinden ayrı görmüyoruz.

Çünkü kadınların eşit olduğu bir dünya daha demokratik, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünyadır.

Şiddete karşı yaşamı,
eşitsizliğe karşı adaleti,
baskıya karşı özgürlüğü,
yalnızlığa karşı dayanışmayı büyütelim.

Kadınlar cancana, mücadele omuz omuza…

Yaşasın kadınların dayanışması!
Yaşasın eşitlik ve özgürlük mücadelesi!
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!