“34 canın yarım bırakılan yaşamları, geride kalan ailelerin acısı ve adalet talebi hâlâ bizimle.”
Gökyüzünden Düşen Ölüm, Yerde Kalan Adalet
28 Aralık Gecesi
Roboskî, Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu köyünün Kürtçe adıdır.
28 Aralık 2011 gecesi, Roboskî ve Gülyazı köylerinden sınır hattında geçimlerini sağlayan bir grup köylü, Irak Kürdistanı tarafından Türkiye’ye dönerken Türk Silahlı Kuvvetlerine ait F-16 savaş uçaklarının bombardımanına uğradı.
34 sivil yaşamını yitirdi.
Hayatını kaybedenlerin önemli bir bölümü çocuk ve gençlerden oluşuyordu.
Köylüler, bölgede uzun yıllardır geçim yollarından biri olan sınır ticareti kapsamında katırlarıyla mazot, çay ve şeker gibi ürünler taşıyorlardı. Grup insansız hava araçlarıyla takip edildi ve ardından hava harekâtı gerçekleştirildi.
34 Can ve Yerde Kalan Adalet
Roboskî’yi Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır toplumsal yaralardan biri yapan yalnızca o gece yitirilen 34 can değildir.
Katliamın ardından ailelerin sürdürdüğü hakikat, adalet ve hesap verebilirlik mücadelesi de Roboskî’nin hafızasının ayrılmaz bir parçası oldu.
Yıllar geçti; ancak ailelerin cevap bekleyen soruları ve adalet arayışı sona ermedi.
Yargı Süreci
Askerî savcılık 2014 yılında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Anayasa Mahkemesi, yapılan başvuruyu usul gerekçesiyle kabul edilemez buldu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de 2018 yılında başvuruyu, iç hukuk yollarının usulüne uygun biçimde tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez ilan etti.
Böylece olayın esasına ilişkin Avrupa düzeyinde bir yargılama gerçekleşmedi.
Roboskî’yi Unutmadık
Aradan geçen yıllar, Roboskî’nin acısını hafızalardan silemedi.
34 canın yarım bırakılan yaşamları, geride kalan ailelerin acısı ve adalet talebi hâlâ bizimle.
Dijital Dergi Platformu olarak Roboskî’de yaşamını yitiren 34 canı saygı ve özlemle anıyor; ailelerinin hakikat ve adalet arayışını unutmuyoruz.
Roboskî’yi unutmadık, unutturmayacağız.
Hakikat karanlıkta kalmasın.
Adalet yerde kalmasın.

-
Kirtim Kirt: Enver Gökçe’nin Şiirinde Madde, Emek ve Direniş
Enver Gökçe’nin “Kirtim Kirt” şiiri; maddenin dönüşümünden insanın ortaya çıkışına, emekten mülkiyete ve iktidara uzanan çok katmanlı bir düşünce dünyası kuruyor. Şiirin dokuma tezgâhını andıran ritmi, Enver Gökçe’nin hapishane deneyimiyle birleşerek emeğin, direnişin ve toplumsal tarihin güçlü bir metaforuna dönüşüyor.
-
Münir Özkul: Mahmut Hoca’dan Yaşar Usta’ya Bir Halk Sanatçısı
Münir Özkul’un canlandırdığı Mahmut Hoca, Yaşar Usta ve benzeri karakterlerde ortak bir çizgi vardı: İnsanın değerini parayla, makamla ve güçle değil; emek, sevgi, dayanışma ve…
-
Adile Naşit: Kahkahasının Ardında Bir Halkın Hafızası
Adile Naşit yalnızca bir sinema oyuncusu değildi. Yeşilçam’da dayanışmanın, şefkatin ve mahalle kültürünün yüzü; televizyonda ise bir kuşağın “Masalcı Teyze”si oldu. Adile Naşit: Kahkahasının Ardında…
-
Kemal Sunal: Halkın Gülüşünde Saklı Toplumsal Gerçeklik
Kemal Sunal yalnızca güldüren bir oyuncu değildi. Onun sinemasında işçi, köylü, kapıcı, memur, çöpçü ve işsiz konuştu; mizahın arkasından Türkiye’nin eşitsizlikleri, adaletsizlikleri ve gündelik hayatın…
-
Kadir İnanır: Sinemadan Toplumsal Hafızaya Uzanan Bir Yaşam
Kadir İnanır, yarım asrı aşan sanat yaşamında yalnızca Yeşilçam’ın unutulmaz yüzlerinden biri olmadı; toplumsal sorunlara söz söyleyen, barışı ve birlikte yaşamı savunan sanatçı kimliğiyle de…
-
Mustafa Suphi ve Onbeşler
Karadeniz’in Karanlık Gecesi: Mustafa Suphi ve Onbeşler Bir yolculuk yarım kaldı. On beş insan Karadeniz’in karanlığında yaşamdan koparıldı; fakat onların hikâyesi Türkiye’nin toplumsal ve siyasal…
