Newroz 2

Newroz; yalnızca baharın gelişi değil, karanlığın ardından aydınlığın, umutsuzluğun ardından umudun ve baskının karşısında özgür yaşam arzusunun yeniden filizlenmesidir.

Newroz: Baharın, Umudun ve Özgürlüğün Ateşi

Her yıl 21 Mart’ta kutlanan Newroz, Mezopotamya’dan Anadolu’ya, İran’dan Orta Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada farklı halkların yüzyıllardır yaşattığı kadim bir bahar ve yenilenme geleneğidir.

Gece ile gündüzün birbirine yaklaştığı, toprağın kışın sessizliğinden sıyrılıp yeniden canlandığı bu dönem; insanın doğayla birlikte yeni bir başlangıca yönelmesinin de simgesi olmuştur.

Ancak Newroz’un anlamı yalnızca mevsimlerin değişmesiyle sınırlı değildir.

Newroz Ateşi Neyi Anlatır?

Newroz denildiğinde ilk akla gelen simgelerden biri ateştir.

Yakılan ateş; karanlığın ardından gelen aydınlığı, eski olanın geride bırakılmasını ve yaşamın yeniden başlamasını simgeler. İnsanların ateşin çevresinde cancana gelmesi, halaylara durması, türküler söylemesi ise Newroz’u yalnızca bir doğa bayramı olmaktan çıkararak büyük bir toplumsal buluşmaya dönüştürür.

Newroz ateşi bu nedenle yalnızca yanan bir ateş değildir.

Umuttur.
Dirençtir.
Yeniden doğuştur.
Özgür yaşama duyulan özlemdir.

Kürt Halkının Hafızasında Newroz

Newroz, özellikle Kürt halkının kültürel ve toplumsal hafızasında çok güçlü bir yere sahiptir.

Kürt anlatılarında Newroz’un en önemli simgelerinden biri Demirci Kawa efsanesidir. Rivayete göre zalim Dehak’a karşı başkaldıran Kawa’nın yaktığı ateş, zulmün sona erdiğini halka haber verir.

Bu anlatı nedeniyle Newroz ateşi zaman içerisinde yalnızca baharın değil; zulme karşı direnişin, özgürlüğün ve halkın kendi geleceğine sahip çıkmasının da sembolüne dönüşmüştür.

Bugün milyonlarca insan için Newroz; kendi diliyle, kültürüyle, müziğiyle ve renkleriyle var olabilmenin güçlü bir ifadesidir.

Farklılıklarımızla Cancana

Newroz’un en güzel taraflarından biri de insanların meydanlarda bir araya gelmesidir.

Kadınlar, erkekler, gençler, yaşlılar el ele verir; halaylar kurulur, türküler söylenir ve sofralar paylaşılır.

Birbirinden farklı insanların aynı ateşin çevresinde buluşması bize önemli bir hakikati hatırlatır:

Farklılıklarımız ayrılığımız değil, zenginliğimizdir.

Alevi-Kızılbaş düşüncesinde de insanın insana rızalıkla yaklaşması, doğaya saygı göstermesi, paylaşması ve farklılıklarla birlikte yaşayabilmesi önemli değerlerdir.

Yol bir, sürek binbir.

İnsanların dilleri, kültürleri, inançları ve yolları farklı olabilir. Ama barış, özgürlük, eşitlik ve onurlu yaşam özlemi hepimizi aynı sofrada buluşturabilir.

Doğa Yeniden Uyanırken…

Newroz aynı zamanda insan ile doğa arasındaki kadim bağın hatırlanmasıdır.

Karlar erir.
Sular çoğalır.
Toprak yeniden kokar.
Ağaçlar tomurcuklanır.
Çiçekler güneşe yüzünü döner.

Doğanın bütün renkleri yeniden yaşamla buluşurken insan da kendi içinde yeni umutlar yeşertir.

Bu yönüyle Newroz bize şunu söyler:

Hiçbir kış sonsuza kadar sürmez.

Ne kadar uzun olursa olsun karanlığın ardından mutlaka yeni bir bahar gelir.

Newroz 1

Newroz’dan Geleceğe

Bugün dünyamızın savaşlara, ayrımcılığa, yoksulluğa ve eşitsizliğe değil; barışa, dayanışmaya ve birbirimizi anlamaya ihtiyacı var.

Bu nedenle Newroz’un binlerce yıldır taşıdığı yenilenme duygusunu geleceğe dair ortak bir umuda dönüştürmek mümkündür.

DDP72 – Dijital Dergi Platformu olarak halkların kendi dili, kültürü ve kimliğiyle özgürce yaşayabildiği; hiçbir insanın ötekileştirilmediği, doğanın talan edilmediği, emeğin heder olmadığı, barışın ve adaletin hüküm sürdüğü bir dünya özlemini paylaşıyoruz.

Newroz ateşinde yalnızca geçmişten gelen bir geleneği değil, birlikte kurabileceğimiz geleceğin umudunu da görüyoruz.

Ateşimiz karanlığı aydınlatsın.
Halaylarımız halkları cancana getirsin.
Türkülerimiz barışa karışsın.
Toprak yeniden yeşersin, umut yeniden filizlensin.

Newroz kutlu olsun canlar.
Newroz pîroz be!