İsmail Taş — Yaşamdan Belleğe, Bellekten Edebiyata
Çocukluğunun belleğinde iz bırakan anılardan köy insanının yaşamına uzanan İsmail Taş, yaşanmışlıkları öykünün diliyle geleceğe taşıyor.
Bulmuş & Palanga’da Başlayan Bir Yaşam
İsmail Taş, 1959 yılının baharında, Nisan ayında, Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Bulmuş & Palanga Köyü’nde dünyaya gözlerini açtı.
Çocukluğu ve ilk gençlik yılları köyde geçti. İlkokulu kendi köyünde, ortaokulu ise Mercan beldesinde okudu. Lise öğreniminin ilk iki yılını Erzincan Lisesi’nde sürdürdü.
Köyden İstanbul’a
1978 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti.
Lise son sınıf eğitimine Maltepe Orhangazi Lisesi’nde devam ederken, dönemin ekonomik koşulları nedeniyle öğrenim hayatına son vermek zorunda kaldı ve çalışma yaşamına başladı.
Uzun yıllar süren çalışma hayatının ardından 2016 yılında emekli oldu.
Emeklilikten Sonra Kaleme Uzanan Yol
Emekliliğinin ardından çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev alan İsmail Taş, aynı zamanda kendisini yoğun biçimde okumaya verdi.
Çocukluğunu, geçmişini ve belleğinde derin izler bırakan anılarını zamanla kaleme almaya başladı.
Bu çalışmalarının ilk ürünü olan “Bir Nefeslik Anılar ve Öyküler”, 2022 yılında yayımlandı.
Kitabında çocukluğundan ve yaşamından süzülen anıları, yaşanmışlıkları ve öyküleri bir araya getirerek kişisel belleğini yazılı bir hafızaya dönüştürdü.
Hayatın İçine Yolculuk
İsmail Taş’ın ikinci kitabı “Hayatın İçine Yolculuk” ise 2025 yılında yayımlandı.
Bu eserinde köyünü, köy insanlarının yaşam biçimini ve içinde şekillendiği sosyolojik etkileşimi öykü tadında bir anlatımla ele aldı.
Böylece yalnızca kendi yaşamından kesitleri değil; doğduğu coğrafyanın insanlarını, ilişkilerini ve toplumsal belleğini de edebiyat aracılığıyla kayıt altına almaya yöneldi.
Yeni Bir Kitabın İzinde
Yazın çalışmalarını sürdüren İsmail Taş, bugün “Örümcek Ağı” adını verdiği üçüncü kitabını yazmaya odaklanmış durumda.
Yaşamdan belleğe, bellekten öyküye uzanan yazın yolculuğunu yeni çalışmalarıyla sürdürmektedir.
İsmail Taş evli, üç kız çocuğu babası ve iki torun sahibidir.


-
ORHAN KEMAL
Orhan Kemal, yoksulluğu uzaktan seyrederek değil, onun içinde yaşayarak yazdı. Fabrikanın gürültüsünü, işçinin nasırlı ellerini, ırgatın güneş altında geçen gününü, işsizliği ve ekmek kavgasını edebiyatın…
-
HACI BEKTAŞ VELİ’Yİ ANMA – 16–18 AĞUSTOS
“İncinsen de incitme.” HACI BEKTAŞ VELİ: Sevginin, Eşitliğin ve İnsanlığın Yolunda Anadolu’nun kadim düşünce ve inanç dünyasında derin izler bırakan Hünkâr Hacı Bektaş Veli, yüzyıllar…
-
Hızır Orucu
“Dersim’de Hızır yalnızca çağrılan değil; dara düşenin yanında olduğuna inanılan, lokmada, suda, yolda ve insanın insana uzattığı elde yaşatılan kadim bir umuttur.” Hızır Orucu: Dersim’de…
-
İBRAHİM KAYPAKKAYA
İbrahim Kaypakkaya’yı anlamak, yalnızca kısa yaşamına bakmak değildir. Onu anlamak; 1960’ların ve 1970’lerin Türkiye’sini, gençlik hareketlerini, sınıf çatışmalarını, Kürt meselesini, köylülüğü, devlet şiddetini ve dönemin…
-
GAZİ KATLİAMI
Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995’te başlayan saldırılar ve sonraki günlerde yaşanan ölümler, yalnızca bir mahallede meydana gelen “asayiş olayı” olarak görülemez. Alevilerin yoğun yaşadığı bir…
-
TAHİR ELÇİ
Tahir Elçi’yi yalnızca öldürülen bir baro başkanı olarak anmak eksik kalır. Onu asıl anlatan; hukuk karşısında herkesin eşit olması gerektiğine duyduğu inanç, Kürt meselesinde barışçıl…
