“İncinsen de incitme.”
HACI BEKTAŞ VELİ: Sevginin, Eşitliğin ve İnsanlığın Yolunda
Anadolu’nun kadim düşünce ve inanç dünyasında derin izler bırakan Hünkâr Hacı Bektaş Veli, yüzyıllar ötesinden bugüne ulaşan öğretisiyle Alevi-Bektaşi yolunun en önemli ulu erenlerinden biridir.
Onun yolu; insanı insandan ayıran duvarlara karşı eşitliği, düşmanlığa karşı sevgiyi, ayrımcılığa karşı birliği, cehalete karşı bilimi ve irfanı, zulme karşı ise insan onurunu savunur.
İnsanı Merkeze Alan Bir Yol
Hacı Bektaş Veli’nin düşüncesinde insan; diliyle, kökeniyle, cinsiyetiyle ya da toplumsal konumuyla değil, özü, emeği ve insanlığıyla anlam kazanır.
Bu anlayışın en güçlü ifadelerinden biri olan “Kadınlarınızı okutunuz” düşüncesi de onun adına aktarılan öğretinin çağları aşan eşitlik ve eğitim vurgusunu simgeler.
İnsanı merkeze alan bu anlayış, yalnızca geçmişten bugüne ulaşmış sözlerden ibaret değildir. İnsanın insana rızalıkla yaklaşmasını, yaşamı paylaşmasını, doğaya ve tüm canlılara hürmet göstermesini esas alan bir Yol anlayışıdır.
Hacıbektaş’ta Can Cana, Cemal Cemale
Her yıl 16–18 Ağustos günlerinde Hacıbektaş’ta gerçekleştirilen anma etkinlikleri; yalnızca büyük bir düşünür ve Yol önderini anmak değil, onun bıraktığı mirası yeniden hatırlamak, paylaşmak ve gelecek kuşaklara taşımaktır.
Bu günlerde sazın teli, deyişin sözü, semahın dönüşü ve lokmanın paylaşımı aynı meydanda harmanlanır.
Farklı coğrafyalardan gelen canlar, Hacı Bektaş Veli’nin dergâhında ve meydanında buluşur; can cana, cemal cemale gelir.
Çünkü:
Yol bir, sürek binbir.
Farklı süreklerden gelen canların aynı meydanda buluşması, Yol’un zenginliğini ve birliğini yeniden görünür kılar.
Geçmişten Geleceğe Taşınan Çerağ
Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin bıraktığı miras yalnızca geçmişte kalan sözlerden ibaret değildir.
İnsanı merkeze alan, doğaya ve yaşama saygı duyan; eşitliği, barışı, dayanışmayı ve rızalığı savunan bir yaşam öğretisidir.
Bu nedenle Hünkâr’ı anmak, yalnızca geçmişe dönüp onu hatırlamak değildir.
Onu anmak; bugün de insanı insandan ayıran duvarların karşısında durmak, bilginin ve irfanın çerağını uyandırmak, paylaşmayı çoğaltmak ve Yol’un kadim değerlerini gelecek kuşaklara taşımaktır.
Hünkâr Hacı Bektaş Veli Aşkına…
Dijital Dergi Platformu olarak, 16–18 Ağustos Hacı Bektaş Veli’yi Anma Günleri’nde; Hünkâr Hacı Bektaş Veli’yi aşk, saygı ve muhabbetle anıyor; insanlığa bıraktığı eşitlik, barış, dayanışma ve kardeşlik mirasını yaşatmanın sorumluluğunu taşıyoruz.
Aşk ile yürüyenlerin yolu açık,
çerağı daim,
lokması bereketli,
muhabbeti ve birliği daim olsun.
Hünkâr Hacı Bektaş Veli aşkına…

-
Kirtim Kirt: Enver Gökçe’nin Şiirinde Madde, Emek ve Direniş
Enver Gökçe’nin “Kirtim Kirt” şiiri; maddenin dönüşümünden insanın ortaya çıkışına, emekten mülkiyete ve iktidara uzanan çok katmanlı bir düşünce dünyası kuruyor. Şiirin dokuma tezgâhını andıran ritmi, Enver Gökçe’nin hapishane deneyimiyle birleşerek emeğin, direnişin ve toplumsal tarihin güçlü bir metaforuna dönüşüyor.
-
Münir Özkul: Mahmut Hoca’dan Yaşar Usta’ya Bir Halk Sanatçısı
Münir Özkul’un canlandırdığı Mahmut Hoca, Yaşar Usta ve benzeri karakterlerde ortak bir çizgi vardı: İnsanın değerini parayla, makamla ve güçle değil; emek, sevgi, dayanışma ve…
-
Adile Naşit: Kahkahasının Ardında Bir Halkın Hafızası
Adile Naşit yalnızca bir sinema oyuncusu değildi. Yeşilçam’da dayanışmanın, şefkatin ve mahalle kültürünün yüzü; televizyonda ise bir kuşağın “Masalcı Teyze”si oldu. Adile Naşit: Kahkahasının Ardında…
-
Kemal Sunal: Halkın Gülüşünde Saklı Toplumsal Gerçeklik
Kemal Sunal yalnızca güldüren bir oyuncu değildi. Onun sinemasında işçi, köylü, kapıcı, memur, çöpçü ve işsiz konuştu; mizahın arkasından Türkiye’nin eşitsizlikleri, adaletsizlikleri ve gündelik hayatın…
-
Kadir İnanır: Sinemadan Toplumsal Hafızaya Uzanan Bir Yaşam
Kadir İnanır, yarım asrı aşan sanat yaşamında yalnızca Yeşilçam’ın unutulmaz yüzlerinden biri olmadı; toplumsal sorunlara söz söyleyen, barışı ve birlikte yaşamı savunan sanatçı kimliğiyle de…
-
Mustafa Suphi ve Onbeşler
Karadeniz’in Karanlık Gecesi: Mustafa Suphi ve Onbeşler Bir yolculuk yarım kaldı. On beş insan Karadeniz’in karanlığında yaşamdan koparıldı; fakat onların hikâyesi Türkiye’nin toplumsal ve siyasal…
