Alevi Alevidir 2

Alevi Alevidir: 72 Millete Bir Gözle Bakarken Neden Birbirimizi Ötekileştiriyoruz?

“72 millete bir nazarla bakmayı öğütleyen bir Yol’un canları, önce birbirine hangi nazarla baktığını sorgulamalıdır.”

✍️ Roj Arslan-Gülçehre

Makalenin sesli podcast’i

Alevilik söz konusu olduğunda en çok dile getirdiğimiz değerlerden biri, insanı kimliğine, diline, kökenine, kültürüne veya inancına göre ayırmamaktır.

“72 millete bir nazarla bakmak” derken aslında yalnızca hoşgörüden söz etmiyoruz. Bundan daha derin bir anlayışı ifade ediyoruz:

İnsan insandır.

Her can ayrı bir renktir; fakat hiçbir renk diğerinden üstün değildir.

Peki bu anlayışı başka toplumlara karşı savunurken kendi içimizde ne kadar yaşayabiliyoruz?

Belki de asıl sorgulamamız gereken yer tam burasıdır.

72 Millete Bir Nazarda Bakarken Kendi İçimizde Neden Ayrışıyoruz?

Başka inançlardan, kültürlerden ve halklardan insanların eşit haklara sahip olması gerektiğini savunuyoruz.

Doğru olan da budur.

İnsanların Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Êzidî, ateist veya başka bir inanç ve düşünce dünyasına ait olması; Türkçe, Kürtçe, Ermenice, Arapça, Almanca veya başka bir dil konuşması onların insan olarak değerini değiştirmez.

Alevi öğretisinin bize bıraktığı en önemli düşüncelerden biri de insana bu genişlikten bakabilmektir.

Fakat kendi içimize döndüğümüzde zaman zaman aynı genişliği koruyamadığımızı görüyoruz.

Kimi zaman farklı sürekler üzerinden,

kimi zaman ocaklar üzerinden,

kimi zaman yaşadığımız coğrafya üzerinden,

kimi zaman dil ve kültür üzerinden,

kimi zaman da siyasi düşünceler üzerinden birbirimizi sınıflandırıyoruz.

Sonra farkında olmadan şu sorular ortaya çıkıyor:

“Kim daha gerçek Alevi?”

“Kimin erkânı daha doğru?”

“Hangi ocak daha hakiki?”

“Kimin Alevilik tanımı esas alınmalı?”

Oysa Yol’un büyüklüğü, herkesi birbirine benzetebilmesinde değil; farklılıkların birbirini yok etmeden aynı meydanda buluşabilmesindedir.

Yol Bir, Sürek Binbir

“Yol bir, sürek binbir” sözü yalnızca güzel bir ifade değildir.

Bu söz Aleviliğin çoğulcu yapısını anlamamız açısından önemli bir anahtardır.

Dersim’de yaşayan bir Alevi canın kültürel dünyasıyla Sivas’taki, Tokat’taki, Erzincan’daki, Maraş’taki, Malatya’daki veya başka bir coğrafyadaki Alevinin yaşadığı pratiklerin tamamen aynı olması beklenmemelidir.

Aynı şekilde Avrupa’da doğmuş ve büyümüş yeni kuşakların Alevilikle kurduğu ilişki de Anadolu’da geçmiş kuşakların kurduğu ilişkiden farklı olabilir.

Bir can kendisini Alevi olarak ifade eder.

Bir başkası Kızılbaş kavramını kullanır.

Farklı dillerde Yol anlatılabilir.

Farklı ocaklardan ve farklı süreklerden gelebiliriz.

Bunların hiçbiri tek başına ayrılık nedeni değildir.

Asıl mesele, farklılığı nasıl yaşadığımızdır.

Farklılık birbirimizi anlamaya açılan bir kapı da olabilir, birbirimizi dışlamanın bahanesine de dönüşebilir.

Tercih bize aittir.

Birlik Aynılaşmak Değildir

Birlikten söz ederken bütün Alevilerin aynı düşünmesini istemek de doğru değildir.

Böyle bir beklenti gerçekçi olmadığı gibi Aleviliğin kendi çoğulcu yapısına da uygun değildir.

Birlik, tek seslilik değildir.

Birlik, herkesin aynı siyasi düşünceyi benimsemesi değildir.

Birlik, bütün ocakların ve süreklerin aynı uygulamaya geçmesi değildir.

Birlik, farklılıklarımızla cancana durabilmektir.

Birbirimizi eleştirebiliriz.

Tartışabiliriz.

Aleviliğin tarihi, öğretisi, kurumları ve geleceği konusunda birbirimizden farklı düşünebiliriz.

Düşünsel farklılık bir toplumun zayıflığı değildir.

Tam tersine doğru yönetildiğinde onun zenginliğidir.

Ancak tartışmanın sonunda birbirimizin kimliğini ve Aleviliğini sorgulamaya başlıyorsak düşünsel tartışma sona ermiş, ötekileştirme başlamış demektir.

Ötekileştirmenin Acısını Bilen Bir Toplum

Aleviler tarih boyunca dışlanmanın, yok sayılmanın, asimilasyonun ve inancını özgürce yaşayamamanın ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kaldı.

Bu tarihsel hafızayı küçümsemek veya unutmak mümkün değildir.

Tam tersine bilmeliyiz.

Hatırlamalıyız.

Gelecek kuşaklara aktarmalıyız.

Ancak ötekileştirilmenin acısını bilen bir toplumun kendi içerisinde yeni ötekiler yaratması büyük bir çelişkidir.

Bir canı dili nedeniyle küçümsediğimizde,

bir başka canın süreğini değersiz gördüğümüzde,

bir ocağı diğerinden üstün saydığımızda,

siyasi düşünceyi Aleviliğin ölçüsüne dönüştürdüğümüzde,

veya bir başka cana kolayca “sen bizden değilsin” dediğimizde,

başkasında eleştirdiğimiz davranışın bir benzerini kendi içimizde yeniden üretmiş oluruz.

Bu nedenle eleştiriyi yalnızca dışarıya yöneltmek yeterli değildir.

Zaman zaman aynayı kendimize de çevirmeliyiz.

Alevi Alevidir Ne Demektir?

“Alevi Alevidir” sözü farklılıklarımızı yok saymak anlamına gelmez.

Tam tersine, bu söz farklılığın var olma hakkını kabul etmektir.

Bir insan hangi coğrafyadan gelirse gelsin,

hangi dili konuşursa konuşsun,

hangi ocaktan veya sürekten olursa olsun,

kendisini nasıl kültürel olarak ifade ederse etsin,

başka bir canın onun kimliğine hükmetme hakkı olmamalıdır.

Bu nedenle “Alevi Alevidir” derken herkesi aynılaştırmayı değil, birbirimizi Aleviliğimiz üzerinden sorgulama alışkanlığından vazgeçmeyi kastediyorum.

Birbirimizin kimliğini belirleyen makamlar değil, birbirinin rızalığını gözeten canlar olmalıyız.

72 Millete Bir Nazarda Bakmak Evrensel Bir Sorumluluktur

Burada başka bir noktayı da özellikle vurgulamak gerekir.

“72 millete bir nazarla bakmak” yalnızca Alevilerin kendi içerisinde kullanacağı bir söz değildir.

Bu anlayışın gerçek anlamı, başka toplumlarla kurduğumuz ilişkide ortaya çıkar.

Kendi inancımıza saygı bekliyorsak başka inançlara da saygı göstermeliyiz.

Kendi kimliğimizin özgürce yaşamasını istiyorsak başka kimliklerin özgürlüğünü de savunabilmeliyiz.

Kendi kültürümüzü değerli görürken başka toplumların kültürlerini küçümsememeliyiz.

Çünkü hiçbir toplum tek başına yaşamıyor.

Bugünün dünyasında toplumlar birbirleriyle aynı şehirlerde, aynı okullarda, aynı işyerlerinde ve aynı ülkelerde yaşamaktadır.

Bu nedenle Aleviliğin geleceği yalnızca kendi içine kapanmış bir toplum yaratmakta değil; kendi değerlerini korurken başka toplumlarla barış içerisinde yaşayabilecek özgüveni geliştirmekte yatmaktadır.

Aleviliği evrenselleştiren şey başka kültürleri Alevileştirmek değildir.

Tam tersine, kendi değerlerimizle insanlığın ortak değerleri arasında köprü kurabilmektir.

Eleştirebiliriz Ama Ötekileştirmeden

Empati, eleştirmemek anlamına gelmez.

Yanlış gördüğümüz bir düşünceyi eleştirebiliriz.

Alevi kurumlarını eleştirebiliriz.

İnanç önderlerini eleştirebiliriz.

Kendi toplumumuzdaki alışkanlıkları ve eksikleri eleştirebiliriz.

Başka toplumların uygulamalarını da eleştirebiliriz.

Ancak eleştiri ile küçümseme arasında önemli bir fark vardır.

Eleştiri düşünceye yönelir.

Ötekileştirme insanın varlığına yönelir.

Çağdaş ve demokratik bir toplum oluşturmak istiyorsak bu ayrımı korumalıyız.

İnsanları susturarak değil, konuşarak;

dışlayarak değil, tartışarak;

düşmanlaştırarak değil, anlamaya çalışarak ilerlemeliyiz.

Kurumlarımızda da Aynı Anlayışa İhtiyacımız Var

Birlik yalnızca güzel sözlerle kurulmaz.

Kurumsal yaşamda da karşılığı olmalıdır.

Bir Alevi kurumu güçlendiğinde başka bir kurum bunu tehdit olarak görmemelidir.

Bir başka can başarılı olduğunda onun başarısını küçültmeye çalışmak yerine ortak kazanım olarak görebilmeliyiz.

Gençlerimizin eğitiminde,

kültürümüzün korunmasında,

cemevlerimizin geleceğinde,

araştırma ve yayın çalışmalarında,

sanatta,

ekonomik dayanışmada

ve toplumsal haklarımızda birlikte hareket edebileceğimiz alanları çoğaltmalıyız.

Yüzlerce kurumumuz olabilir.

Ancak birbirimizle konuşamıyorsak yalnızca kalabalık oluruz.

Birlik olamayız.

Genç Kuşaklara Nasıl Bir Alevilik Bırakacağız?

Bence sorulması gereken en önemli sorulardan biri budur.

Gençlerimize sürekli birbirleriyle tartışan, birbirinin Aleviliğini sorgulayan ve küçük farklılıkları büyük ayrılıklara dönüştüren bir toplum mu bırakacağız?

Yoksa kendi tarihini bilen fakat geçmişin içerisinde hapsolmayan;

kendi kültürünü koruyan fakat başka kültürlerden korkmayan;

inancına sahip çıkan fakat başkalarının inanç özgürlüğüne de saygı gösteren;

eleştirel düşünen fakat düşmanlaştırmayan;

kendi kimliğinden emin olduğu için farklılıklarla birlikte yaşayabilen bir toplum mu bırakacağız?

Ben ikinci yolu önemsiyorum.

Çünkü özgüvenli bir toplum farklılıklardan korkmaz.

Kendi kimliğini korumak için başka kimlikleri küçültmeye ihtiyaç duymaz.

72 Renk, Bir Yol

Belki artık kendimize yeni bir ayna tutmanın zamanıdır.

Dışarıdaki dünyaya anlattığımız hoşgörüyü önce kendi ilişkilerimizde yaşayalım.

72 millete gösterdiğimiz saygıyı farklı Alevi anlayışlarından da esirgemeyelim.

Birbirimizin süreğini tehdit değil zenginlik;

dilini ayrılık değil kültürel miras;

farklı düşüncesini düşmanlık değil düşünsel çoğulluk olarak görelim.

Çünkü bizi geleceğe taşıyacak olan, kimin “daha doğru Alevi” olduğunu kanıtlamak değildir.

Bizi geleceğe taşıyacak olan, kendi kimliğimizi korurken başka bir canın varlığına da rıza gösterebilme olgunluğudur.

Alevi Alevidir.

Başka bir Alevinin ötekisi değildir.

Yol bir, sürek binbirdir.

Farklılık ayrılık olmak zorunda değildir.

Bir olalım, iri olalım, diri olalım.

Ama bunu yalnızca söylemeyelim.

Kurumlarımızda, cemimizde, soframızda, kültürümüzde, yayınlarımızda ve birbirimize gösterdiğimiz rızalıkta yaşayalım.

Ve 72 millete bir nazarla bakıyorsak, önce birbirimize aynı nazarla bakmayı başaralım.

Çünkü Aleviliğin geleceği, farklı renkleri ortadan kaldırmakta değil; o renklerin birbirini tarumar etmeden aynı Yol üzerinde birlikte yürüyebilmesindedir.

Alevi Alevidir. Nokta.

Àşk ile 🙏,
Roj Arslan-Gülçehre

19 Eylül 2026