1 Eyluel Duenya Baris Guenue

Barış yalnızca silahların susması değildir; insanın insana korkmadan, eşit, özgür ve onurlu biçimde yaşayabildiği bir dünyanın adıdır.

1 Eylül Dünya Barış Günü: Barış, İnsanlığın Ortak Vicdanıdır

1 Eylül, dünyanın birçok ülkesinde Dünya Barış Günü olarak anılıyor. Bu tarihin tarihsel arka planında, 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgaliyle başlayan ve insanlık tarihinin en büyük yıkımlarından birine dönüşen İkinci Dünya Savaşı bulunuyor. Milyonlarca insanın yaşamını kaybettiği bu büyük felaket, barışın insanlık için vazgeçilmez bir değer olduğunu bir kez daha gösterdi.

Bugün savaşlar hâlâ dünyanın farklı coğrafyalarında insanların yaşamlarını ellerinden alıyor; kentler yıkılıyor, çocuklar geleceksiz bırakılıyor, milyonlarca insan yaşadığı topraklardan ayrılmak zorunda kalıyor. Savaşın dili, coğrafyası ve gerekçeleri değişse de geride bıraktığı acı değişmiyor.

Barış Sadece Savaşın Olmaması Değildir

Gerçek barış; adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve insan haklarının güvence altında olduğu bir yaşam düzenidir.

İnsanların kimliği, dili, kültürü, inancı veya düşüncesi nedeniyle ötekileştirilmediği; farklılıkların tehdit değil zenginlik kabul edildiği bir toplum yaratmadan kalıcı bir barıştan söz etmek mümkün değildir.

Alevi-Kızılbaş öğretisinin merkezinde de insan, rızalık, paylaşmak ve “eline, beline, diline sahip olmak” anlayışı vardır. Canı incitmemek, mazlumun yanında durmak, farklılıklarla cancana yaşayabilmek ve sorunları muhabbetle çözebilmek barış kültürünün önemli parçalarıdır.

Yol bir, sürek binbir.
Yollarımız, dillerimiz ve kültürlerimiz farklı olabilir; fakat üzerinde birlikte yaşayacağımız dünya hepimizin ortak evidir.

Hafızadan Barışa

Dersim’den Madımak’a, 10 Ekim Ankara Garı’ndan dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan savaşlara ve katliamlara kadar toplumsal hafızamız bize önemli bir sorumluluk yüklüyor:

Unutmamak, unutturmamak ve aynı acıların yeniden yaşanmaması için barışı savunmak.

Çünkü geçmişi hatırlamak yalnızca acıyı yeniden yaşamak değildir. Hafızayı geleceğin daha adil ve barışçıl dünyasını kurabilecek bir bilince dönüştürmektir.

DDP72 – Dijital Dergi Platformu olarak savaşların, nefretin ve ayrımcılığın karşısında; yaşamın, demokrasinin, adaletin ve halkların kardeşliğinin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.

Silahların değil sözlerin konuştuğu, çocukların savaş sesleriyle değil türkülerle büyüdüğü, farklılıkların cancana demlendiği bir dünya mümkündür.

Savaşa karşı barış,
nefrete karşı muhabbet,
ayrılığa karşı dayanışma,
karanlığa karşı umut…

Yaşasın barış.
Yaşasın halkların kardeşliği.
1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun.


  • 2 Temmuz 1993 Madımak

    Madımak, yalnızca geçmişte yaşanmış bir katliamın adı değildir; toplumsal hafızamızda adalet, yüzleşme ve bir daha asla deme sorumluluğudur. 2 Temmuz 1993 Madımak: Yakılan İnsanlığın Vicdanıydı…

  • DİYARBAKIR 5 NO’LU CEZAEVİ

    Diyarbakır 5 No’lu Askerî Cezaevi, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında yalnızca bir tutukevi değil, ağır işkence, aşağılama, kimlik inkârı ve siyasi teslimiyet dayatmalarının sembolü haline…

  • |

    ÂŞIK DAVUT SULARİ

    Davut Sulari’yi yalnızca saz çalan bir halk ozanı olarak değerlendirmek eksik kalır. O; Kureyşan Ocağı’nın irfanıyla yetişmiş, dedelik ile âşıklığı aynı bedende buluşturmuş, Anadolu’yu dolaşarak…

  • |

    12 EYLÜL 1980

    12 Eylül 1980 askerî darbesi yalnızca hükümetin devrilmesi ya da parlamentonun kapatılması değildi. Türkiye’nin siyasal, toplumsal, kültürel ve hukuki yapısını uzun yıllar boyunca etkileyen; yüz…

  • |

    Mustafa Suphi ve Onbeşler

    Karadeniz’in Karanlık Gecesi: Mustafa Suphi ve Onbeşler Bir yolculuk yarım kaldı. On beş insan Karadeniz’in karanlığında yaşamdan koparıldı; fakat onların hikâyesi Türkiye’nin toplumsal ve siyasal…

  • ROBOSKÎ – 28 ARALIK 2011

    “34 canın yarım bırakılan yaşamları, geride kalan ailelerin acısı ve adalet talebi hâlâ bizimle.” Gökyüzünden Düşen Ölüm, Yerde Kalan Adalet 28 Aralık Gecesi Roboskî, Şırnak’ın…

  • | |

    GAZİ KATLİAMI

    Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995’te başlayan saldırılar ve sonraki günlerde yaşanan ölümler, yalnızca bir mahallede meydana gelen “asayiş olayı” olarak görülemez. Alevilerin yoğun yaşadığı bir…

  • RUHİ SU

    Ruhi Su’yu yalnızca güçlü sesiyle türkü söyleyen bir sanatçı olarak görmek eksik kalır. O, Anadolu’nun sözlü kültürünü çağdaş bir yorumla yeniden kuran; emeği, özgürlüğü, halkların…

  • |

    NEŞET ERTAŞ

    Neşet Ertaş’ın türkülerinde yalnızca aşk ve ayrılık yoktur. Yoksulluk, gurbet, insan onuru, kadın sevgisi, eşitlik, incitmeme ve Anadolu insanının bütün çıplaklığıyla yaşadığı hayat vardır. Onun…

  • |

    Aşure Günü

    Aşure; yalnızca bir lokma değil, Kerbelâ’nın hüznünü unutmadan paylaşmanın, dayanışmanın ve insanlıkta bir olmanın kadim sofrasıdır. Aşure Günü: Acıdan Dayanışmaya, Lokmadan Muhabbete Aşure Günü, Alevi-Kızılbaş…

  • Newroz

    Newroz; yalnızca baharın gelişi değil, karanlığın ardından aydınlığın, umutsuzluğun ardından umudun ve baskının karşısında özgür yaşam arzusunun yeniden filizlenmesidir. Newroz: Baharın, Umudun ve Özgürlüğün Ateşi…

  • AHMED ARİF

    Ahmed Arif’in şiiri yalnızca sevdayı ve hasreti anlatmaz. Onun dizelerinde Anadolu’nun yoksulluğu, mahpusların yalnızlığı, emekçinin alın teri, halkların acısı ve bütün baskılara rağmen insanın başını…

  • 10 Ekim Ankara Garı

    Onlar savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı, ayrışmaya karşı kardeşliği haykırmak için yola çıkmışlardı. 10 Ekim, yalnızca acının değil; unutulmaması gereken toplumsal hafızanın da tarihidir….

  • |

    ÂŞIK VEYSEL

    Âşık Veysel’i yalnızca “Uzun İnce Bir Yoldayım” ya da “Kara Toprak” ile hatırlamak eksik kalır. O, Anadolu insanının acısını, sevgisini, toprağa bağlılığını, ölümü, dostluğu, eşitliği…

  • | |

    ELİF ANA

    Elif Ana’yı yalnızca bir ziyaretgâhın adı ya da halk arasında kerametleri anlatılan bir inanç kişiliği olarak görmek eksik kalır. Onun asıl toplumsal gücü; yoksulun, darda…

  • |

    Dersim Tertelesi

    Dersimliler açısından 1937–38, yalnızca geçmişte yaşanmış askerî bir harekât değildir. “Tertele”; öldürülen canların, dağıtılan ailelerin, sürgün edilenlerin, susturulan dilin ve kuşaktan kuşağa aktarılan büyük bir…

  • |

    ALİ EKBER ÇİÇEK

    Ali Ekber Çiçek’i yalnızca “Haydar Haydar” ile anmak eksik kalır. O, Alevi-Bektaşi söz ve müzik geleneğini, cemlerin içinden gelen deyişleri ve semahları büyük bir saz…

  • |

    12 MART 1971

    12 Mart 1971 yalnızca hükümete verilmiş bir askerî muhtıra değildi. Seçilmiş siyasetin askerî vesayet altına alınması, parlamenter düzenin baskı altına sokulması, temel hak ve özgürlüklerin…

  • |

    Hızır Orucu

    “Dersim’de Hızır yalnızca çağrılan değil; dara düşenin yanında olduğuna inanılan, lokmada, suda, yolda ve insanın insana uzattığı elde yaşatılan kadim bir umuttur.” Hızır Orucu: Dersim’de…

  • |

    HACI BEKTAŞ VELİ’Yİ ANMA – 16–18 AĞUSTOS

    “İncinsen de incitme.” HACI BEKTAŞ VELİ: Sevginin, Eşitliğin ve İnsanlığın Yolunda Anadolu’nun kadim düşünce ve inanç dünyasında derin izler bırakan Hünkâr Hacı Bektaş Veli, yüzyıllar…