Duezguen Baba 3

DÜZGÜN BABA: DERSİM’İN DAĞINDA YAŞAYAN İNANÇ, HAFIZA VE YOL

Düzgün Baba’yı yalnızca bir dağın adı ya da ziyaret edilen kutsal bir mekân olarak görmek eksik kalır. Dersim Aleviliğinde o; doğayla inancın, ocak geleneğiyle toplumsal hafızanın, adalet arayışıyla manevi dayanışmanın birbirine değdiği güçlü bir semboldür.

Düzgün Baba, Dersim’in — bugünkü adıyla Tunceli’nin — en önemli ziyaret ve inanç merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Nazımiye yakınındaki Düzgün Baba Dağı, yalnızca coğrafi bir yükselti değil; dua edilen, niyaz dağıtılan, adak adanan, darda kalanların Hakk’tan yardım dilediği bir kutsal mekândır. Munzur Üniversitesi’nde yayımlanan çalışmalar da Düzgün Baba’yı, Munzur Baba, Ana Fatma ve Sultan Hızır gibi Dersim’in temel ziyaretleri arasında sayar. (Munzur Üniversitesi)

Düzgün Baba’nın etrafında yüzyıllar içinde çok sayıda menkıbe, inanç anlatısı ve toplumsal hafıza birikmiştir. Bu anlatıları tarihsel belge ile inanç alanını birbirine karıştırmadan okumak gerekir. Çünkü Düzgün Baba’nın asıl gücü, yalnızca hakkında anlatılan mucizevi hikâyelerde değil, Dersim toplumunun ona yüklediği anlamda yatar.

Kureyşan Ocağı ile bağı

Alevi ocak geleneğine ilişkin kaynaklarda Düzgün Baba, Kureyşan/Hacı Kureyş Ocağı ile ilişkilendirilir. Bu anlatılarda Düzgün Baba’nın Hacı Kureyş’in oğlu olduğu belirtilir; Kureyşan Ocağı’nın Dersim, Nazımiye ve Mazgirt çevresinde önemli bir inançsal ve toplumsal ağı olduğu aktarılır. (Alevi Haber)

Bu bağ önemlidir.

Çünkü Alevilikte ocak yalnızca soy ilişkisi değildir.

Ocak;

erkândır,

yoldur,

rızalıktır,

talip-pir ilişkisidir,

toplumsal sorumluluktur.

Düzgün Baba’nın adı da bu ocaklar sistemi içinde manevi otorite, koruyuculuk ve yol göstericilikle birlikte anılır.

Dağ neden kutsaldır?

Dersim inanç dünyasında dağ, su, ağaç ve kaya yalnızca fiziksel doğa unsurları değildir.

Doğa canlıdır.

Hatıra taşır.

İnsanla ilişki kurar.

Bu nedenle Düzgün Baba Dağı’na çıkmak, yalnızca bir türbe ziyareti mantığıyla açıklanamaz.

İnsan dağa çıkar.

Niyaz eder.

Su içer.

Lokma paylaşır.

Sessiz kalır.

Kendi derdiyle yüzleşir.

Ve çoğu zaman kendisinden daha büyük bir bütünün parçası olduğunu hisseder.

Dersim’de ziyaretlere adanmış niyazların ve kutsal mekân ziyaretlerinin çok güçlü bir inanç pratiği olduğu akademik çalışmalarda da açıkça belirtilir. (Munzur Üniversitesi)

Düzgün Baba’ya neden gidilir?

İnsanlar Düzgün Baba’ya farklı niyetlerle gider.

Hastalık için…

Darlık için…

Çocuk için…

Barış için…

Aile içindeki sıkıntılar için…

Yolculuk öncesi niyaz için…

Şükretmek için…

Bazen yalnızca sessizce oturmak için.

Alevi inanç pratiğinde ziyaret, çoğu zaman “istek listesi” gibi anlaşılmaz.

Asıl mesele kişinin kendi iç dünyasını toparlaması, niyetini temizlemesi ve Hakk’a yönelmesidir.

Düzgün Baba’nın toplumsal karşılığı da biraz buradadır:

Darda kalanın yalnız olmadığını hissettiği bir mekân olması.

Toplumsal bakışın merkezinde paylaşma var

Düzgün Baba ziyaretinde bireysel niyet kadar toplumsal paylaşma da önemlidir.

Lokma götürülür.

Niyaz paylaşılır.

Yolda karşılaşılan insana yardım edilir.

Yaşlıya destek olunur.

Suyu olmayanla su paylaşılır.

Bu yönüyle ziyaret, bireysel ibadetten çok daha geniştir.

Toplumsal ahlak üretir.

Alevi Yolunda lokmanın anlamı da tam olarak budur:

Paylaşmadan kutsallık eksik kalır.

Bu anlayış Dersim’in diğer ritüellerinde de görülür. Munzur Üniversitesi’nin Gağan geleneğine ilişkin açıklamalarında da lokmanın özellikle muhtaç olana pay edilmesi ve doğadaki canlıların dahi sembolik olarak pay sahibi kabul edilmesi dikkat çekicidir. (Munzur Üniversitesi)

Düzgün Baba ve iyilik-kötülük karşıtlığı

Dersim halk inançlarında Düzgün Baba, olumlu ve koruyucu bir güç olarak da anlatılır.

Munzur Üniversitesi’nde yayımlanan bir çalışmada, Düzgün Baba ile Avdel Musa arasında halk anlatılarında bir karşıtlık kurulduğu; bu karşıtlığın sembolik olarak iyi-kötü, ezen-ezilen ve sağlık-hastalık gibi ikilikler üzerinden yorumlandığı belirtilir. (Munzur Üniversitesi)

Bu tür anlatılar bize önemli bir şey söyler:

Düzgün Baba yalnızca bir “veli” figürü değildir.

Halk hafızasında adaletin ve iyinin tarafında duran manevi bir güç olarak da yer edinmiştir.

Bu yüzden onun adı korkuyla değil, çoğu zaman güvenle anılır.

Mücadelesi nasıl anlaşılmalı?

Düzgün Baba tarihsel anlamda bir siyasi hareketin lideri değildi.

Onun hakkında modern anlamda örgütlü bir mücadele biyografisi kurmak doğru olmaz.

Ama bu, onun toplumsal bir duruşu olmadığı anlamına gelmez.

Düzgün Baba’nın halk hafızasındaki duruşu;

iyiliğin yanında olmak,

haksızlığa karşı manevi direnç göstermek,

zayıfı korumak,

doğaya saygı duymak,

rızalığı önemsemek,

ve canın derdine ortak olmak

şeklinde okunabilir.

Yani onun “mücadelesi” daha çok ahlaki ve inançsal bir mücadeledir.

Dersim’in tarihiyle iç içe bir ziyaret

Düzgün Baba’nın toplumsal yeri, Dersim’in yakın tarihinden ayrı düşünülemez.

1937–38’de yaşanan büyük kırılma, katliamlar, sürgünler ve köy boşalmaları Dersim toplumunun yalnızca nüfusunu değil, inanç hayatını da derinden etkiledi.

Birçok ocak dağıldı.

Talip-pir ilişkileri zayıfladı.

Göç büyüdü.

Bu koşullarda ziyaretler daha da önemli hale geldi.

Çünkü toplumsal hafıza bazen yazılı arşivde değil, ziyaret yerinde korunur.

Bir dağ…

Bir çeşme…

Bir taş…

Bir yol…

Hepsi hafızanın parçasına dönüşür.

Düzgün Baba da Dersim’in böylesi bir hafıza mekânıdır.

Modernleşme ve kutsal mekân tartışması

Bugün Düzgün Baba yalnızca inançsal bir ziyaret değil, aynı zamanda kutsal mekânın nasıl korunacağına ilişkin tartışmaların da merkezindedir.

Son yıllarda Düzgün Baba çevresinde yapılaşma, heykel, kurumların müdahalesi ve mekânın özgünlüğünün korunması üzerine tartışmalar yaşanmıştır. Alevi çevrelerinden yapılan açıklamalarda Düzgün Baba mekânının Aleviler için çok önemli bir inanç ve itikat merkezi olduğu ve yerel hassasiyetlerin gözetilmesi gerektiği özellikle vurgulanmıştır. (Alevi Haber)

Bu tartışma basit değildir.

Çünkü soru şudur:

Kutsal mekânı korumak mı gerekir, yoksa onu turistikleştirmek mi?

Alevi inanç mekânlarının kimliği çoğu zaman sadelikten gelir.

Doğadan gelir.

Gösterişten değil.

Bu nedenle Düzgün Baba’nın ruhunu korumak, bazen oraya daha az müdahale etmek anlamına da gelebilir.

Duezguen Baba 2

Düzgün Baba ve doğa

Dersim inanç dünyasında doğa kutsallığın dışında değildir.

Munzur…

Harçik…

Dağlar…

Gözeler…

Ağaçlar…

Hepsi inançla iç içedir.

Bu yüzden Düzgün Baba’yı yalnızca bir “dini şahsiyet” olarak ele almak yetersizdir.

Dağın kendisi de anlam taşır.

Düzgün Baba’nın ruhu ile doğanın kutsallığı birbirinden ayrılmaz hale gelir.

Bu bakış Alevi düşüncesindeki insan-doğa-Hakk ilişkisini güçlü biçimde yansıtır.

İnsan doğanın efendisi değildir.

Doğanın bir parçasıdır.

Kadınların ve yaşlıların ziyaret deneyimi

Düzgün Baba’nın toplumsal karşılığını anlamanın en iyi yollarından biri, oraya giden insanların hikâyelerine bakmaktır.

Alevi Haber’de yayımlanan bir anlatıda yaşlı bir kadının Düzgün Baba’ya çıkarken Haskar Çeşmesi’ne kadar gelebildiği, orada su içip dünyaya barış ve darda olanlara yardım dilediği aktarılır. (Alevi Haber)

Bu küçük anlatı bile Düzgün Baba’nın anlamını güçlü biçimde özetler.

Oraya yalnızca kendin için gitmezsin.

Dünya için dua edersin.

Çocukların için…

Halk için…

Dardaki için…

Ve bazen sadece şükretmek için.

Neden hâlâ bu kadar güçlü bir sembol?

Çünkü Düzgün Baba’nın temsil ettiği değerler hâlâ güncel.

İnsanların güven duyduğu mekânlara ihtiyacı var.

Toplumsal parçalanma büyüyor.

Doğa tahrip ediliyor.

Göç, yoksulluk ve yalnızlık artıyor.

İnsanlar çoğu zaman kendilerini sahipsiz hissediyor.

Düzgün Baba gibi ziyaretler tam da bu noktada yalnızca “geçmişten kalan inanç mekânları” değildir.

İnsana bir bağ hatırlatırlar.

Toprakla bağı.

Atalarla bağı.

Toplumla bağı.

Ve kendi vicdanıyla bağı.

Düzgün Baba’yı anmak ne demektir?

Düzgün Baba’yı anmak yalnızca dağa çıkmak değildir.

Onu anmak;

ziyaretin doğasını korumaktır.

Lokmayı paylaşmaktır.

Darda kalana el uzatmaktır.

Doğayı murdar etmemektir.

Suyu, dağı ve ağacı yalnızca tüketilecek nesne görmemektir.

Ocak geleneğini anlamaktır.

Rızalığı önemsemektir.

Ve inancı gösterişe dönüştürmemektir.

Çünkü Alevi Yolunda kutsallık çoğu zaman sadedir.

Bir dağdır.

Bir çeşmedir.

Bir lokmadır.

Bir çıra ışığıdır.

Ve bir canın diğer cana uzattığı eldir.

Düzgün Baba’nın toplumsal yeri de tam burada büyür.

Dersim’in dağında duran bir ziyaret, ama aynı zamanda kuşaklar boyunca taşınan bir vicdan ve hafıza.

Yol bir, sürek binbir.

Düzgün Baba da bu büyük Yolun Dersim’de doğayla, ocakla, niyazla ve toplumsal hafızayla harmanlanmış en güçlü duraklarından biridir.

Düzgün Baba’yı; Dersim Aleviliğinin inançsal hafızasındaki yeri, Kureyşan Ocağı’yla kurulan bağı, doğa ve insan merkezli kutsallık anlayışı ve canların gönlünde bıraktığı derin izle saygıyla anıyoruz.

Duezguen Baba 1

  • | |

    GAZİ KATLİAMI

    Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995’te başlayan saldırılar ve sonraki günlerde yaşanan ölümler, yalnızca bir mahallede meydana gelen “asayiş olayı” olarak görülemez. Alevilerin yoğun yaşadığı bir…

  • |

    Hızır Orucu

    “Dersim’de Hızır yalnızca çağrılan değil; dara düşenin yanında olduğuna inanılan, lokmada, suda, yolda ve insanın insana uzattığı elde yaşatılan kadim bir umuttur.” Hızır Orucu: Dersim’de…

  • İBRAHİM KAYPAKKAYA

    İbrahim Kaypakkaya’yı anlamak, yalnızca kısa yaşamına bakmak değildir. Onu anlamak; 1960’ların ve 1970’lerin Türkiye’sini, gençlik hareketlerini, sınıf çatışmalarını, Kürt meselesini, köylülüğü, devlet şiddetini ve dönemin…

  • |

    ÂŞIK DAİMİ

    Âşık Daimi’nin dünyasında insan merkezdeydi. Onun deyişlerinde Alevi-Bektaşi Yolunun özü, Hakk’a yöneliş, vicdan, sevgi, hoşgörü, birlik ve insanın kendini bilmesi cancana durur. ÂŞIK DAİMİ: SÖZÜN,…

  • | |

    ÇORUM KATLİAMI

    ÇORUM KATLİAMI: HAFIZAYI KORUMAK, HAKİKATİ ARAMAK VE BİR DAHA YAŞANMAMASI İÇİN YÜZLEŞMEK Çorum Katliamı yalnızca 1980 yılının siyasi şiddet ortamında yaşanmış bir olay değildir. Alevilerin,…

  • YAŞAR KEMAL

    Yaşar Kemal’in edebiyatında toprak yalnızca üzerinde yaşanan bir yer değildir; emekçinin alın teridir, yoksulun ekmeğidir, doğanın belleğidir. Onun insanı ise zulüm karşısında susmayan, düştüğü yerden…