Perşembe gecesi; yalnızca haftanın bir akşamı değil, canların gönülden gönüle demlendiği, Yol’un muhabbetle yeniden hatırlandığı bir buluşma vaktidir.
Alevilerde Perşembe Geceleri: Muhabbetin, İkrarın ve Yolun Gecesi
Alevi-Kızılbaş inanç ve kültüründe Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece, önemli ve anlamlı bir zaman dilimi olarak kabul edilir. Canların Hakk’a yöneldiği, geçmişlerini andığı, lokmasını paylaştığı; dua, gülbang, deyiş ve muhabbetle gönüllerin bir araya geldiği bir zaman olarak yaşatılır.
Alevilikte ibadet yalnızca belirli bir mekâna ya da biçime sığmaz. Esas olan insanın özünü dara çekmesi, gönlünü temiz tutması, rızalık gözetmesi ve yaşamını Yol’un değerleriyle sorgulamasıdır. Bu nedenle Perşembe geceleri kimi yerde cem ve erkânla, kimi yerde aile içinde yakılan bir çerağla, edilen bir dua veya paylaşılan bir lokmayla anlam kazanır. Yol bir, sürek binbir.
Bu geceler aynı zamanda muhabbetin gecesidir. Deyişler söylenir, sazın teline dokunulur; pirlerin, ozanların ve Yol ulularının sözleri hatırlanır. Büyüklerden küçüklere aktarılan sözlü hafıza böylece yeniden demlenir, kuşaktan kuşağa taşınır.
Perşembe gecesi insanın yalnızca Hakk’a yönelmesi değil, insana ve kendi özüne dönüp bakmasıdır. Kırdığımız bir gönül varsa onarmayı, küslük varsa barışmayı, dara düşen bir can varsa elinden tutmayı hatırlatır. Çünkü Yol, yalnız söylenen sözle değil; insanın insana gösterdiği sevgi, rızalık ve dayanışmayla anlam bulur.
DDP72 – Dijital Dergi Platformu olarak Alevi-Kızılbaş kültürünün bu kadim geleneğini; cem, erkân, deyiş, lokma ve muhabbetle bugüne ulaşan ortak hafızamızın değerli bir parçası olarak görüyoruz.
Ocaklar sönmesin, çerağlar uyandırılsın.
Muhabbet eksilmesin, lokmalar paylaşılsın.
Canlar cancana, gönüller Hakk’a yakın olsun.
Gerçeğe Hû canlar.
-
8 Mart
8 Mart yalnızca kadınların hatırlandığı bir gün değil; eşitlik, özgürlük, emek ve yaşam hakkı için kuşaklar boyunca sürdürülen mücadelenin ortak hafızasıdır. 8 Mart: Kadınların Eşitlik,…
-
ÂŞIK MAHZUNİ ŞERİF
Âşık Mahzuni Şerif, sazını yalnızca türkü söylemek için değil; yoksulluğu, adaletsizliği, sömürüyü, baskıyı, inanç özgürlüğünü ve halkın gündelik hayatındaki yaraları dile getirmek için kullandı. Alevi-Bektaşi…
-
YAŞAR KEMAL
Yaşar Kemal’in edebiyatında toprak yalnızca üzerinde yaşanan bir yer değildir; emekçinin alın teridir, yoksulun ekmeğidir, doğanın belleğidir. Onun insanı ise zulüm karşısında susmayan, düştüğü yerden…
-
1 Mayıs
1 Mayıs; emeğiyle yaşamı var edenlerin, sömürüye karşı hakkını, eşitsizliğe karşı adaleti ve yalnızlığa karşı dayanışmayı büyüttüğü ortak mücadele günüdür. 1 Mayıs: Emeğin, Dayanışmanın ve…
-
ÜÇ FİDAN
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı yalnızca 6 Mayıs 1972’de idam edilen üç genç olarak anmak eksik kalır. Onları anlamak; 1960’ların Türkiye’sini, yükselen öğrenci…
-
ÂŞIK DAİMİ
Âşık Daimi’nin dünyasında insan merkezdeydi. Onun deyişlerinde Alevi-Bektaşi Yolunun özü, Hakk’a yöneliş, vicdan, sevgi, hoşgörü, birlik ve insanın kendini bilmesi cancana durur. ÂŞIK DAİMİ: SÖZÜN,…
-
TAHİR ELÇİ
Tahir Elçi’yi yalnızca öldürülen bir baro başkanı olarak anmak eksik kalır. Onu asıl anlatan; hukuk karşısında herkesin eşit olması gerektiğine duyduğu inanç, Kürt meselesinde barışçıl…
-
HRANT DİNK
Hrant Dink’i yalnızca öldürülen bir gazeteci olarak anmak eksik kalır. Onu asıl anlatan; geçmişin acılarıyla yüzleşirken yeni düşmanlıklar üretmemeye çalışan dili, Ermeni toplumunun sesi olma…
-
ORHAN KEMAL
Orhan Kemal, yoksulluğu uzaktan seyrederek değil, onun içinde yaşayarak yazdı. Fabrikanın gürültüsünü, işçinin nasırlı ellerini, ırgatın güneş altında geçen gününü, işsizliği ve ekmek kavgasını edebiyatın…
-
RUHİ SU
Ruhi Su’yu yalnızca güçlü sesiyle türkü söyleyen bir sanatçı olarak görmek eksik kalır. O, Anadolu’nun sözlü kültürünü çağdaş bir yorumla yeniden kuran; emeği, özgürlüğü, halkların…
-
GRUP YORUM
Grup Yorum’un hikâyesi yalnızca bir müzik grubunun kırk yıl boyunca ayakta kalma hikâyesi değildir. Aynı zamanda 12 Eylül sonrasından bugüne Türkiye’nin siyasal, toplumsal ve kültürel…
-
NÂZIM HİKMET
Nâzım Hikmet’in kavgası yalnızca şiirin sınırlarını değiştirmek değildi. O; emeğin sömürülmediği, halkların birbirine düşman edilmediği, düşüncenin suç sayılmadığı ve insanın insanca yaşayabildiği bir dünyanın mümkün…
-
ÂŞIK VEYSEL
Âşık Veysel’i yalnızca “Uzun İnce Bir Yoldayım” ya da “Kara Toprak” ile hatırlamak eksik kalır. O, Anadolu insanının acısını, sevgisini, toprağa bağlılığını, ölümü, dostluğu, eşitliği…
-
ALİ EKBER ÇİÇEK
Ali Ekber Çiçek’i yalnızca “Haydar Haydar” ile anmak eksik kalır. O, Alevi-Bektaşi söz ve müzik geleneğini, cemlerin içinden gelen deyişleri ve semahları büyük bir saz…
-
Aşure Günü
Aşure; yalnızca bir lokma değil, Kerbelâ’nın hüznünü unutmadan paylaşmanın, dayanışmanın ve insanlıkta bir olmanın kadim sofrasıdır. Aşure Günü: Acıdan Dayanışmaya, Lokmadan Muhabbete Aşure Günü, Alevi-Kızılbaş…
-
Yılmaz Güney
“Yoksulluğun, sürgünün, mahpusluğun ve ezilenlerin hikâyesini sinemanın diliyle dünyaya taşıyan Yılmaz Güney’i, Hakk’a yürüyüşünün 42. yılında saygı ve özlemle anıyoruz.” Yılmaz Güney: 9 Eylül 1984…
-
Münir Özkul: Mahmut Hoca’dan Yaşar Usta’ya Bir Halk Sanatçısı
Münir Özkul’un canlandırdığı Mahmut Hoca, Yaşar Usta ve benzeri karakterlerde ortak bir çizgi vardı: İnsanın değerini parayla, makamla ve güçle değil; emek, sevgi, dayanışma ve…
-
GAZİ KATLİAMI
Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995’te başlayan saldırılar ve sonraki günlerde yaşanan ölümler, yalnızca bir mahallede meydana gelen “asayiş olayı” olarak görülemez. Alevilerin yoğun yaşadığı bir…
-
ELİF ANA
Elif Ana’yı yalnızca bir ziyaretgâhın adı ya da halk arasında kerametleri anlatılan bir inanç kişiliği olarak görmek eksik kalır. Onun asıl toplumsal gücü; yoksulun, darda…
-
NEŞET ERTAŞ
Neşet Ertaş’ın türkülerinde yalnızca aşk ve ayrılık yoktur. Yoksulluk, gurbet, insan onuru, kadın sevgisi, eşitlik, incitmeme ve Anadolu insanının bütün çıplaklığıyla yaşadığı hayat vardır. Onun…
