Bir kapının herkese açık olduğunu söylemek yetmez. O kapıya ulaşabilmek, içeri girebilmek ve içeride söz sahibi olabilmek için gereken imkânlar da paylaşılmalıdır. Geleceğin adaleti, geride kalan insana ne söylediğimizde değil, onu geride bırakan koşulları nasıl değiştirdiğimizde aranmalıdır.
✍️ Roj Arslan-Gülçehre
Eşit Haklar, Eşitsiz İmkânlar: Gelecek Kimlere Açık?
Makineler Çalışırken İnsan Nasıl Yaşayacak?
Yapay Zekâ, Mülkiyet, Yönetim ve Ortak Gelecek
Dokuzuncu Bölüm | 9/12
Aynı Duyuruyu Okuyan İki İnsan
Bir düşünce örneğiyle başlayalım.
Bir kurum, ücretsiz bir çevrim içi eğitim açıyor. Başvuru herkese açık.
Duyuruyu okuyanlardan birinin kendisine ait bilgisayarı, sessiz bir odası ve akşamları ayırabileceği zamanı var.
Diğeri aynı evde kullanılan tek telefondan bağlanıyor. İnternet paketi sınırlı. Gün içinde çalışıyor, akşam da bakım sorumluluğu üstleniyor.
İkisine de aynı bağlantı gönderilmiş.
Peki ikisine aynı fırsat mı sunulmuş?
Bu sahne belirli kişilere ait bir olay değil. Eşit görünen bir imkânın, farklı hayat koşullarında nasıl başka sonuçlar doğurabileceğini düşünmek içindir.
Önceki bölümde Türkiye’nin teknolojik dönüşümünü tartıştık. Şimdi toplumun içine bakalım: Geleceğe açılan kapıdan kimler geçebiliyor, kimler eşikte kalıyor?
Hak ile Hakkı Kullanabilmek
Bir eğitime katılma hakkının bulunması önemlidir. Ancak o hakkı kullanabilmek için cihaz, bağlantı, zaman ve öğrenmeyi destekleyen koşullar da gerekir.
Bunlardan biri eksik olduğunda, açık olan kapı fiilen erişilemez kalabilir.
Bu nedenle eşitliği yalnız “Herkese aynı şeyi verdik” diyerek değerlendiremeyiz.
Kimi insan için bir bağlantı yeterli olabilir. Bir başkası erişilebilir yazılıma, bir diğeri çocuk bakımına veya ulaşım desteğine ihtiyaç duyabilir.
Farklı ihtiyaçlara farklı destekler sağlamak, aynı hakkı gerçekten kullanılabilir kılmanın yolu olabilir.
İnsanın değeri eşittir. Hayata katılmasının önündeki engeller ise aynı değildir.
İnternetin Bulunması Yetiyor mu?
Uluslararası Telekomünikasyon Birliğinin 2025 değerlendirmesi, dünya genelinde bağlantı yaygınlaşırken kalite ve karşılanabilir maliyet sorunlarının sürdüğünü belirtiyor. Kent ile kır arasındaki farkların da devam ettiğini vurguluyor. Bunlar küresel bulgulardır; Türkiye’nin her yerleşimine ait ayrı bir ölçüm değildir. ITU — Facts and Figures 2025
Buradan hareketle kendi sorularımızı sorabiliriz.
Bir öğrencinin ders videosunu kesintisiz izleyebilmesi mümkün mü? Aynı evde birkaç kişinin bağlantıya ihtiyacı olduğunda ne oluyor? Telefonun bulunması, her işi o küçük ekranda rahatça yapabilmek anlamına geliyor mu?
“İnternet var” cümlesi, bütün bu koşulları açıklamaz.
Bir hizmetin erişimini değerlendirirken yalnız kapsama alanına değil; hızına, güvenilirliğine, cihaz ihtiyacına ve aile bütçesindeki yerine de bakmalıyız.
Ücretsiz Olanın Görünmeyen Bedeli
Bir kursun kayıt ücreti olmayabilir. Fakat katılmak için işten ayrılmak veya çalışma saatini azaltmak gerekiyorsa, insan yine bir bedel ödüyor olabilir.
Bir uygulama ücretsiz olabilir. Ancak daha yeni bir cihaz istiyorsa, mevcut telefonuyla katılmaya çalışan kişinin önüne başka bir maliyet çıkabilir.
Bu nedenle kamusal destek tasarlanırken yalnız hizmetin fiyatına bakmak yeterli değildir. Kullanıcının o hizmete ulaşmak için nelerden vazgeçmesi gerektiğini de düşünmeliyiz.
Dizimizin geçim ve temel hizmetler bölümünde tartıştığımız gibi, gelir desteğiyle hizmetin gerçekten erişilebilir olması birbirini tamamlayan meselelerdir.
Bir imkânın ücretsiz olmasıyla herkes için kullanılabilir olması ayrı ayrı sınanmalıdır.
Zamanı Kim Paylaşacak?
Teknoloji tartışmalarında zaman çoğu kez herkesin elinde aynı miktarda kullanılabilir bir kaynakmış gibi düşünülüyor.
Oysa günün kaç saatini kendimiz için ayırabildiğimiz, hayatımızdaki sorumluluklara da bağlıdır.
ILO’nun 2024’te yayımladığı küresel tahmine göre, 2023 yılında 708 milyon kadın ücretsiz bakım sorumlulukları nedeniyle işgücünün dışındaydı. Bu, Türkiye’ye ait bir sayı veya yapay zekânın yol açtığı iş kaybı değildir. Bakım sorumluluklarının insanların ücretli işe katılmasını nasıl sınırlayabildiğini gösteren küresel bir tahmindir. ILO — Bakım sorumlulukları ve işgücüne katılım
Buradan eğitim ve teknoloji politikası için bir soru çıkarabiliriz: Öğrenmeye zaman ayıramayan insana yalnız “Kendini geliştir” demek ne kadar yeterlidir?
Bakım hizmetleri, uygun eğitim saatleri ve çalışma içinde öğrenme imkânı birlikte düşünülmelidir.
Bakımı yapan kişinin cinsiyeti ne olursa olsun, bu emek görünür ve paylaşılabilir bir sorumluluk olarak ele alınmalıdır.
Erişilebilirlik Sonradan Eklenecek Bir Ayrıntı mı?
Bir uygulama çok hızlı çalışabilir. Ancak görme engelli bir kişinin kullandığı ekran okuyucuyla uyumlu değilse, o kişi açısından temel işlevini yerine getirmeyebilir.
Bir eğitim videosunun anlatımı güçlü olabilir. Fakat altyazı veya uygun alternatif sunulmadığında bazı katılımcılar içeriğe erişemeyebilir.
Dünya Sağlık Örgütü, yardımcı teknolojiler arasında tekerlekli sandalye ve işitme cihazları gibi fiziksel ürünlerin yanında konuşma tanıma ve altyazı gibi dijital çözümleri de sayıyor. Bu araçların eğitim, çalışma ve toplumsal katılımı destekleyebildiğini, erişimde ise önemli eşitsizlikler bulunduğunu belirtiyor. DSÖ — Yardımcı teknolojiler
Yapay zekâ bu alanlarda yeni imkânlar sunabilir. Ancak bir özelliğin varlığı, onun her kullanıcı için doğru ve güvenilir çalıştığını göstermez. Gerçek kullanım koşullarında değerlendirilmesi gerekir.
Engelli insanlar yalnız hizmet alan kişiler olarak görülmemelidir. Tasarımın, denemenin ve kararın eşit katılımcıları olmalıdır.
Erişilebilirlik, insanın sisteme uymasını beklemek yerine sistemi farklı insanlarla birlikte kurmayı gerektirir.
Yaş, Dil ve Deneyim
Bir insanın dijital bir işlemi yavaş yapması, onun düşünme veya öğrenme gücünün zayıf olduğunu göstermez.
Yeni bir arayüzle ilk kez karşılaşıyor olabilir. Kullanılan terimleri anlamıyor olabilir. Daha önce hata yaptığında küçümsendiği için yeniden denemekten çekiniyor olabilir.
Bunlar belirli bir yaş grubuna özgü olmak zorunda değildir. Genç olmak da her dijital konuda yetkin olmak anlamına gelmez.
Türkiye açısından sade Türkçe, anlaşılır yönergeler ve ihtiyaçlara uygun dil desteği üzerinde düşünmeliyiz. Bir insanın Türkçeyi bilmesi, karmaşık bir başvuru metnini kolayca anlayacağını garanti etmez.
Burada savunduğumuz yaklaşım, insanı utandırmadan öğrenebileceği ortamlar kurmaktır. Yardım alabilmek, kişinin kendi karar hakkından vazgeçmesini gerektirmemelidir.
Dijitalleşirken Başka Yolları Kapatmak
Bir kamu hizmetinin çevrim içi sunulması, birçok insanın işini kolaylaştırabilir.
Fakat hizmet yalnız o yoldan alınabiliyorsa, dijital işlem yapamayan kişi ne yapacak?
Her zaman bir yakınının yardımına başvurmasını beklemek doğru bir çözüm olmayabilir. Kişi özel bilgilerini paylaşmak istemeyebilir veya başvurabileceği biri bulunmayabilir.
Bu nedenle temel hizmetlerde yüz yüze ve uygun telefon desteği gibi seçeneklerin korunmasını savunuyorum. Bunlar bu yazıda önerdiğimiz ilkelerdir; bütün kurumlarda sağlandığını ileri sürmüyoruz.
Bir başvuruyu kendi başına yapabilmek değerlidir. Gerektiğinde güvenli destek alabilmek de aynı derecede önemlidir.
Destek Verirken İnsanı Damgalamamak
İhtiyaca göre destek sunmak gereklidir. Fakat bunun yöntemi de sorgulanmalıdır.
Bir kişinin yardıma erişebilmek için tekrar tekrar özel hayatını açıklaması veya küçük düşürücü bir değerlendirmeden geçmesi gerekiyorsa, destek yeni bir engel oluşturabilir.
Önerdiğimiz yaklaşım; başvuruyu anlaşılır tutmak, gerekli olmayan bilgileri istememek ve kararın gerekçesine itiraz edilebilen bir yol kurmaktır.
Kaynakların sınırlı olması, öncelik belirlemeyi gerektirebilir. Ancak öncelikler açıkça tartışılmalı; destek kişisel yakınlığa veya siyasal bağlılılığa göre dağıtılmamalıdır.
Aynı zamanda insanları değişmez gruplara kapatmamalıyız. Gelir, yaş, engellilik, bakım ve yaşanılan yer bir araya gelerek farklı ihtiyaçlar oluşturabilir. En doğru bilgiyi, o hayatı yaşayan insanların katılımıyla öğrenebiliriz.
Geleceğin Başarısı Kimlerle Ölçülecek?
Bir programın kaç kişiye ulaştığını saymak yararlıdır. Ama kimlerin hiç katılamadığını bilmeden başarıyı tam değerlendiremeyiz.
Eğitimi kimler tamamlayabildi? Kimler cihaz veya zaman sorunu nedeniyle ayrıldı? Kullanıcıların görüşü hangi değişikliği sağladı?
Bu soruların yanıtını ararken mahremiyeti koruyan, yalnız gerekli bilgiyi toplayan yöntemler kullanılmalıdır.
Geleceğin adaleti, her insandan aynı hızla ilerlemesini istemekle kurulamaz. İnsanların farklı koşullarda ortak hayata katılabileceği yollar açmak gerekir.
Bir toplumun ilerlemesini, en hızlı gidenlerin ulaştığı yer kadar, geride bırakılmak üzere olanlarla birlikte ne yapabildiği de gösterir.
Bir Sonraki Bölüm
10/12 — Geçinmenin Ötesinde: İnsan Ne İçin Yaşayacak?
Bir sonraki bölümde geçim güvencesinden sonraki soruya geçeceğiz: İnsan hayatına anlamı nereden verecek? Öğrenmek, üretmek, bakım vermek, sanat ve topluluk yaşamı, ücretli işin ötesinde nasıl değer kazanabilir?
Yol bir, sürek binbir.
Àşk ile…
✍️ Roj Arslan-Gülçehre
Hazırlanma tarihi: Kasım 2026
-
Makineler Çalışırken İnsan Nasıl Yaşayacak?
Makineler daha çok işi üstlenirse insan nasıl geçinecek ve karar süreçlerinde nasıl söz sahibi olacak? On iki bölümlük dizinin açılışında yapay zekâyı, mülkiyeti, yönetimi ve ortak geleceği insan onuru, eşit haklar ve paylaşım sorularıyla ele alıyoruz.
-
Bugünün Tekniği, Yarının Vaadi: Gerçekte Neler Yapılabiliyor?
Yapay zekâ ve robotlar bugün gerçekten neler yapabiliyor? Dizinin ikinci bölümünde yazılımları, fiziksel robotları ve sürücüsüz araçları; gösteri, ölçülmüş başarı ve gerçek kullanım arasındaki farklarla inceliyoruz. Teknik kapasitenin verimliliğe ve toplumsal yarara hangi koşullarda dönüşebileceğini sorguluyoruz.
-
İş Azalırsa İnsanın Toplumdaki Yeri Ne Olacak?
İş azalırsa insan yalnız gelirini mi kaybeder? Dizinin üçüncü bölümünde çalışma hayatının saygınlık, aidiyet ve söz hakkıyla ilişkisini; bakım emeğini, öğrenme imkânlarını ve dönüşüme katılımı ele alıyoruz. İnsanın değerinin ücretli işe duyulan ihtiyaçla ölçülemeyeceğini sorguluyoruz.
-
Ücretin Ötesinde Geçim: Gelir ve Temel Hizmetler
Ücretli iş azalırsa geçim nasıl güvenceye alınabilir? Dizinin dördüncü bölümünde temel geliri, erişilebilir kamusal hizmetleri ve çalışma süresinin paylaşılmasını birlikte ele alıyoruz. Finlandiya deneyi ve araştırmalar üzerinden maliyetleri, ihtiyaç farklılıklarını ve hak temelli güvenceleri sorguluyoruz.
-
Robot Kimin, Ürettiği Zenginlik Kimin?
Robotlar daha çok üretirse kazanç kimde toplanacak? Dizinin beşinci bölümünde ücret, kâr payı, çalışan ortaklığı ve kamusal birikim arasındaki farkları ele alıyoruz. Kooperatif ve kamu fonu örnekleri üzerinden mülkiyeti, riski, paylaşımı ve insanların karar hakkını sorguluyoruz.
-
Kararı Kim Verecek: İnsan mı, Algoritma mı?
Bir kararın altında insan imzası bulunması gerçek denetim için yeterli mi? Dizinin altıncı bölümünde algoritmik yönetimi; bilgi, zaman, yetki, itiraz ve hesap verebilirlik üzerinden sorguluyoruz. İnsan onayıyla karar gücü arasındaki farkı, somut örnekler ve araştırmalarla ele alıyoruz.
-
Gelecek Kendiliğinden Adil Olur mu?
Teknolojik ilerleme, adil bir yaşamı kendiliğinden kurmaz. Dizinin kapanış bölümü; mülkiyet, geçim, karar hakkı, eşit erişim, anlam ve doğa arasındaki bağları bir araya getiriyor. İnsan merkezli bir geleceği değerlendirmek için altı somut soru öneriyor.
-
Devletler ve Şirketler: Teknolojik Güç Kimin Elinde?
Yapay zekânın gücü yalnız kullanılan uygulamalarda değil; çiplerde, veri merkezlerinde, veride ve bu altyapının kurallarını belirleyenlerde de bulunuyor. Dizinin yedinci bölümü, devletler ile şirketlerin rolünü, teknolojik bağımlılıkları ve ortak yarar için gereken demokratik denetimi sorguluyor.
-
Türkiye Bu Geleceğin Neresinde?
Türkiye’de yapay zekâ kullanımı yaygınlaşırken bu dönüşümün kimlere yarar sağlayacağı sorusu önem kazanıyor. Dizinin sekizinci bölümü; güncel veriler ışığında üretimi, eğitimi, kamusal yatırımları ve çalışanların söz hakkını değerlendirerek insanı merkeze alan bir teknoloji politikasının koşullarını sorguluyor.
-
Geçinmenin Ötesinde: İnsan Ne İçin Yaşayacak?
Makineler daha fazla iş üstlenirse insan hayatını neyle anlamlandıracak? Dizinin onuncu bölümü; ücretli işin ötesinde aidiyeti, öğrenmeyi, yaratıcılığı, gönüllülüğü ve dinlenmeyi tartışıyor. Geçim güvencesini, insanın kendi zamanına ve yaşamına yön verebilmesiyle birlikte ele alıyor.
-
Bolluğun Sınırları: Doğa, Enerji ve Uzaya Açılan Ufuk
Yapay zekâ ve otomasyon daha fazla üretim imkânı sunarken enerji ve kaynak ihtiyacı sürüyor. Dizinin on birinci bölümü; verimlilik, tüketim ve adalet ilişkisini sorguluyor. Uzay araştırmalarının açtığı ufku, yeryüzündeki sorumluluklarımız ve kaynakların ortak yönetimiyle birlikte değerlendiriyor.
